Yazı Detayı
11 Eylül 2019 - Çarşamba 15:52 Bu yazı 51 kez okundu
 
3. DÜNYA SAVAŞI
Ziya Gökalp Şahin
 
 

Son bir yılda askeri silahlanma konusunda büyük ülkelerin ne kadar ciddi bir çaba içinde olduğunu yakından takip ediyoruz. Bunların en başında da ülkemiz geliyor.

Peki bu hazırlık niye?

Dünyaya tek bir şehir gözüyle bakarsak doğu yarım küreye göre Allah’ın kulları, batı yarım küreye göre tanrının çocuklarının bir arada olduğu büyük bir şehrin ortak yaşam alanı olduğunu da hayal edersek… Sizce barış ve birlikte yaşam çok mu uzakta kalır…

Hümanist duygular ile değerlendirsek hiç savaş aklımıza gelmez. Hatta insanlığı sevmek kadar güzel bir şey yok bile denebilir. Lakin maalesef oyunun kurucuları hümanistler değil !

Tarih boyu savaşlar, toprakları genişletme, yer altı yer üstü kaynakları ele geçirme üzerine kurulu…

Yakın tarihten ele alacak olsak 1.Dünya Savaşı… Osmanlı bu savaşa ‘’Harb-i Umumi’’ Avrupa ise ‘’Büyük Savaş’’ dedi. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan bu küresel felaket savaş tarihi açısından pek çok ilke sahne oldu. Bu savaşın sonunda üç imparatorluk son bulmuştu. Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Rusya… Savaşın fitili Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliahdının bir Sırp’lı tarafından öldürülmesiyle Sırbistan’a savaş açılmış daha sonra iki ülkenin müttefiklerinin de dahil olmasıyla savaş umumi harbe dönüşmüştü. Aslında veliahdın öldürülmesi savaşın fitilinin ateşlenmesi için beklenen bahaneydi.  Oysa savaşı başlatan sebeplerden çok savaş ortamına gelinen sürece odaklanınca, olayın daha derin yansımaları olduğu görülür. Avrupalı büyük devletlerin küresel nüfuz mücadelesi ve menfaat kapışması, savaştan 30-40 yıl önce başlamış ve sürekli büyüyerek ve genişleyerek Avrupa'yı birbirine zıt iki kutba ayırmıştı. İtilaf ve İttifak Devletleri adıyla iki kutba ayrılan bu devletlerarasındaki hasmane tutumun büyük bir hesaplaşmaya dönüşeceği beklenmekteydi. I. Dünya Savaşı'nın aktörlerinden birisi olan Osmanlı Devleti, bu savaşa oldukça hazırlıksız yakalanmıştı. Beklemediği şekilde ağır bir mağlubiyet yaşadığı Balkan Savaşı'nın yaralarını henüz saramamıştı. Devlet ekonomik ve askeri yönden son derece kötü durumdaydı. Buna rağmen Avrupa'da şekillenen kutuplaşmada kendine bir yer edinip, yalnızlıktan kurtulmak için yaptığı girişimler, İngiltere, Fransa ve Rusya'nın oluşturduğu İtilaf cephesinde başarısız olmuştu. Hatta "eski tebaa" Yunanistan'a bile ittifak teklifinde bulunmuş ise de reddedilmişti. Bunun üzerine geride kalan yegâne seçeneğe sarılarak Almanya'nın temsil ettiği İttifak bloğuna dahil oldu. Muhtemeldir ki savaş kararı alan hükümet, bu savaşın yaklaşık altı asırdır devam eden Osmanlı Devleti'nin son savaşı olacağını düşünmemişti. Askeri açıdan hazırlıksız girilen savaşta Osmanlı ordusu, müttefikleri dahil, kimsenin beklemediği bir performans göstermiştir. 1915 yılında Çanakkale ve 1916 yılında Kutülamare zaferleri, Osmanlı'nın parlak günlerinde alınmış zaferlere nazire gibiydi. I. Dünya Savaşı boyunca Çanakkale, Kafkasya, Irak, Filistin, Hicaz ve Yemen cephelerinde vatanı müdafaa eden, Galiçya, Makedonya ve Romanya gibi Avrupa cephelerinde müttefiklerinin yardımına koşan, cesaret ve fedakârlıkla muharebe eden Osmanlı ordusu için, savaşın son yılında kendini iyice belli eden yoksunluklar sebebiyle mağlubiyet kaçınılmazdı. 1917 yılına gelindiğinde tıkanmış olan savaşın seyrinde iki yeni gelişme olmuş; Amerika Birleşik Devletleri savaşa iştirak etmiş, aynı yıl Bolşevik Devrimi ile yüzleşen Rusya kendi iç dinamiklerine dönmek suretiyle savaştan kopmuştur. Filistin'de meydana gelen yeni durum ve bu bölgede bir Siyonist devlet kurma girişimlerinin, dönemin belgelerine ve gazete sayfalarına yansımalarını da görebiliriz. 1918 yılı sonbaharında savaş İtilaf Devletleri lehine dönmüş ve nihayet imzalanan mütarekelerle savaşa bu yönde son verilmişti. Artık dört yıllık hesap masalarda görülmeye başlayacaktı…  Sonuç olarak 1. Dünya Savaşı’nda 25 milyon kişi hayatını kaybetti.

2.Dünya Savaşına bakacak olursak… 

İnsanlık tarihinin en kanlı savaşıdır. Almanya da göreve gelen Nazi Hükümeti 1.Dünya savaşının ağır şartlarını kabul etmemiş ve Versay Barış Anlaşmasını tanımadığını ilan etmiştir. Bunun üzerine Almanya, İtalya ve Japonya ‘’Üçlü Mihver’’ grubunu kurmuştur. Almanya üstün Alman ırkı düşüncesi ile Polonya’ya savaş açmıştır. İngiltere ve Fransa Polonya’yı desteklemiş ve böylece 2. Dünya savaşının fitili ateşlenmiştir.  Rusya ile imzalanan tarafsızlık anlaşması sonrasında  Almanya işgal edilen Polonya’yı  Rusya ile paylaşmıştır. Daha sonra Almanlar Danimarka, Norveç, Hollanda ve Fransa’yı işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Almanya karşısında yer alan İtalya ise Arnavutluk’u işgal etmiş Yunanistan’ı da işgal etmeye çalışmış ancak başaramamıştır. Bunun üzerine Almanya, Balkanlara yönelmiş, Macaristan, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’yı işgal etmişlerdir. Almanların Balkanları tehdit etmesi üzerine Rusya karşı tarafa geçmiş ve Almanya’ya savaş açmıştır. Abd, Rusya, İngiltere, Fransa,Çin,Kanada,Brezilya,Belçika,Güney Afrika,Hollanda, Norveç,Yunanistani,Yeni Zelanda,Avutralya,Polonya Müttefik olmuş,  Almanya,İtalya,Japonya,Bulgaristan,Macaristan,Romanya Mihverleri oluşturmaktaydı. Türkiye ise Almanya’nın Yunanistan’ı işgaliyle yenidünya savaşı tehdidini sınırlarını hissetti.  Osmanlı’nın 1.Dünya savaşından sonra yıkılmasıyla Türk Milleti topyekün bir bağımsızlık mücadelesi vermiş ve Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde yeni devletlerini kurmuştu. Savaştan yeni çıkmış bu genç devlet  yeni bir savaşa girecek teknolojiye ve imkanlara sahip değildi. Mesafeli bir politika izledi. Bunun yanı sıra Balkan sınırlarındaki köprüleri her olasılığa karşı hava uçurmuştu. Atatürk sonrası yönetim bekle ve gör politikası izlemeyi tercih edildi. Lakin İngilizler, ısrarla Türk’lerin savaşa girmesini istiyor bu konuda ciddi baskılar kuruyordu.  Nitekim Churcill müttefik devletler adına Hitler’e karşı olan savaşı idare ediyor bir yandan da Türk’lerinde Almanya’ya karşı cephe almasını istiyordu. Türkiye oyalama taktikleri ile çeşitli bahaneler sunarak zaman kazanmış ve savaşın kaderinin netleştiği süreçlerde Alman Büyükelçisinin ülkeyi terk etmesi istenerek Almanya’ya savaç açtığını ilan etmiştir. Ancak savaş ilanı, 2. Dünya Savaşı barış anlaşmasının bir gün sonrasında ulaştığından fiili olarak savaşa girmemiştir. Savaşa girmeden büyük kayıplar vermekten kurtulmuş ancak savaş koşullarının sebep olduğu ekonomik bunalım ülkenin her yerinde hissedilmiştir… Savaşta ölen 75 Milyon insanın 60’ı sivildi. 6300’den fazla tankın dahil olduğu en büyük tank savaşı bir ilkti. Mühimmatı biten 500’den fazla Rus uçağı Alman uçaklarını durdurmak için Alman uçaklarını çarparak  yok ettiler. Alman tanklarını yok etmek isteyen Rus askerleri tankların altında yemek bulunur komutuyla eğittikleri köpeklere bomba bağlıyorlardı. Alman tanklarını gören köpekler tankların altına koşuyor ve Ruslar tarafından patlatılıyorlardı. Bunu gören Hitler görülen her köpeğin ölüm emrini vermişti. İki tarafta insan kıyımının yanı sıra büyük bir hayvan kıyımına sebep oldu. Amerika’nın ayak oyunları, Japon’lara karşı Çin’e verdiği destek  yüzünden ve Filipinlere kadar uzanan Amerikan varlığı sonucunda savaşa girmek zorunda kalan Japonya’nın Pearl Harbor saldırısı ve sonrasında  Amerika’nın atom bombaları ile iki büyük Japon kenti olan Nagazaki ve Hiroşima’yı yok etmesi tarihin bir anda gerçekleşen en büyük kıyımı olarak kayıtlara geçti.  Özetlemek gerekirse 2. Dünya Savaşı bir çok ilkin adresi oldu.

Ortada bir gerçek var ki, başrolü üstelenen tüm ülkeler savaşı öngörerek yada amaçlarını için şartları savaş için hazırlayarak tüm askeri ve lojistik hazırlıklarını, ağır sanayi üretimlerini gerçekleştirdiler.

Savaş tesadüfen değil aslında karşılıklı oyunların sonucunda meydana geldi.  Ve neredeyse bütün aktörler savaş için fazlasıyla hazırdı.

Tıpkı bugün olduğu gibi…

Son 5 Yıldır ülkelerin ciddi bir askeri üretimi var. Savunma sistemlerine yaptıkları yatırımlar gündemden düşmüyor… Füze, savaş uçağı, nükleer silahlar…

 Neden mi 3. Dünya savaşı için…

Bu savaş ne zaman mı olacak? Aslında başladı bile…  6 Gün savaşları bunun temeliydi. Tüm dünya sadece izledi… O günden bugüne kadar da bölge tam bir ateş çemberi… Ne ilginçtir ki yine Türkiye etrafında yaşanıyor.  Irak’ın işgali, Arap Baharı, Golan tepelerinin işgali, Rusya’nın Kırım’ı işgali, Suriye’deki savaş, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ işgali, Pakistan-Hindistan arasındaki Keşmir savaşı, Kuzey Kore’nin tüm hazırlığı, İran’ın tüm nükleer zenginleştirme çalışmaları, Rusya’nın teknolojik savaş gücü, Amerika’nın teknoloji gücü ve tüm taraflara silah satma çabası…

Ve tabi Türkiye…

İkinci dünya savaşında Hıristiyanların birbirine düşmesi  ve birkaç olağan savaş dışında Türk’leri hedef almayan yahut Türk’lerin hedef almadığı pek savaş yok son 1000 yılda…

Batının yegane hedefi daima Anadolu oldu… Türk’ler Sultan Alparslan ile girdikleri Anadolu topraklarını  asla düşmana teslim etmediler. Her şey bitti dendiği anda içlerinden yine bir lider çıkarak kahramanca dünyaya ders verdiler. Son Kahraman Türk Mustafa Kemal Atatürk ile yaklaşık 100 yıl Türkleri mağlup etmenin mümkün olmadığını yeniden hatırlattılar.

Gelelim bugüne…

Askeri olarak son 10 yılda ciddi bir yerlileşme atılımı yaşanıyor. Silah, askeri araçlar, tanklar, zırflılar, roketatarlar, helikopterler, milli savunma sistemlerinin yanı sıra son dönemde Rusya’dan alınan S400 Savunma sistemi ile askeri olarak çok güçlü bir modernizasyon süreci geçiriyor.

Geçmişte Amerika’nın tekelinde olan savunma sanayimiz bugün yerli üretiminin yanında tercih edeceği başka askeri ihtiyaçları farklı ülkelerden temin edebiliyor.

Ve tabi bunun yanında Türkiye askeri üretimini ihraç edebilen bir ülke konumuna da geçmiş bulunuyor.

Pakistan ve Azerbaycan ‘a ciddi sayıda Atak Helikopteri satıldı. Bunun yanında Afrika’daki bir çok ülke zırhlı araçlar satın alıyor.

Milli uygular, milli yazılımlar ve milli askeri teknoloji ile konumunu da değiştirdi. 20 yıl önce Türkiye Avrupa’nın en büyük  dünyanın ise 8. büyük ordusu konumundaydı. Bugün yine Avupa’nın lideri dünyada ise 6. Büyük ordu konumunda… Her gün rakipleri karşısında güçlenen ve gelişen bir ülke konumunda…

3.Dünya Savaşı…

Olası düşünülen ama maalesef kaçınılmaz olan bu savaşa dair doğru verileri paylaşmak için son iki yüzyıldaki nüfus artışı ve yaşanan savaşlardaki kayıpları göz önüne almak gerekir. Doğru tahmin için bu verilerden faydalanmak en doğru tahminlere ulaştıracaktır.

Uzmanların tahminlerine göre yeni dünya savaşında tahmini 500 Milyon insanın hayatını kaybedeceği yönünde…  Yani anlayacağınız yarım milyar insanın yok olması söz konusu…

Savaşın fitili yine başka bir bölgede ateşlenecek ama tahmin edeceğiniz gibi yine Türkiye ve çevresine taşınacak. Birçok farklı senaryo üretilse de savaşın gelip dayanacağı yer ortak bir çok uzmana göre yine Türkiye.

Avrupa Birliği’nin parçalanma süreci, Rusya’nın ve Çin’in artık Amerika’nın süper güç koltuğunu sarsması Hindistan ve Kuzey Kore’nin askeri ilerlemesi, İran’ın nükleer hazırlıkları dengeleri ciddi ölçüde etkiler durumda…

Muhtemel bir savaş halinde Türkiye ile tarihte olmadığı kadar yakınlaşan Rusya’nın ittifak yapacağına kesin gözüyle bakılıyor. Azerbaycan doğrudan ittifakın bir parçası olacak. Bu ittifak içinde Çin’in ve İran’ın olacağı da yüksek olasılıkla öngörülüyor. İngiliz’lerin baskısı altında kalmazsa Hindistan’ın ve Güney Kore’nin de içinde yer alacağı bir ittifak Rusya’nın ve Türkiye’nin ittifakıyla Türki Cumhuriyetlerinde dahil olacağı bir bloğa dönüşecek gibi duruyor.

Böyle bir ittifak karşısında ABD, İngiltere,İsrail,  Fransa, Almanya ve kalan Avrupa devletlerinin kazanma şansını uzmanlar çok düşük olarak değerlendiriyorlar.

Çok büyük kayıplara rağmen Türkiye’nin ortadoğu’da kaybettiği toprakları geri alacaktır. Suriye’nin bir bölümü, Irak, Lübnan gibi suni devletleri sınırlarına katacağı ve Afrika kıtasına komşu olacağı da planlar arasında görülüyor. Yine bir görüşe göre Suriye’nin yarısının Rusya’ya bağlı özerk bir yapı oluşturacağı Çin’e de Akdeniz’den bir liman kenti pay edileceği görüşler arasında… Bunun yanında Balkanlarda bir çok Türk şehri yeniden ülke sınırlarına dahil edilecek. Bulgaristan ve Yunanistan’dan alınacak çok sayıda şehir de kazanılacak savaş ile topraklara katılacak. Ege Denizi’ndeki adalar’da yeniden Türkiye’ye ait olacak…  Ermenistan sınırında ise Türkiye’den masa oyunlarıyla alınan topraklar geri alınacaktır. Bu cephenin süprizi ise Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ geri alması ve ilerleyerek Nahçivan ve Türkiye ile doğrudan sınır komşusu olması olacaktır. 

Tabi bir de savaşın Kudüs ve Mescid-i Aksa ayağı var.  Türkiye hem dini hem de tarihi mirası nedeniyle bölgeyi İsrail’in elinden kurtaracak askeri adımları atacak! Rusya bu konuda Türkiye’nin yanında destek vermeye hazır. Mescid-i Aksa ve Gazze’yi de sınırlarına alarak Filistin devletini Türkiye ve Rusya’nın eşit söz sahibi olduğu özerk bir bölge halinde getirecekler. Bu bölge bilindiği üzere üç büyük dinin de dünya üzerindeki kutsal mekanlarının başında yer alıyor. Rusya’da bu mirasın kurtarılmasında pay sahibi olmak istiyor.

Arap Baharı ile değişen yönetimler çekimser kalsa da Arap ülkelerinde halklar ayaklanarak bu savaşın yanında yer alacaklar.

Brezilya ve Kanada savaşta tarafsız kaldığını bildirecek.  Ne savaşın içinde yer almak nede savaştan etkilenmemek için politikalarına buna göre hazırlayacaklar.

3. Dünya savaşı sonrasında haritalarda ciddi değişiklikler olacak.

Ancak Türkiye 750,000 km² toprağını 1,5 km² ye tahmini olarak ulaştıracak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında çizdirdiği ve hayalini kurduğu Büyük Türkiye sınırlarna ulaşılacaktır.

Uzmanların senaryolarındaki ortak görüşler bu yöndedir. Türkiye’nin bu zamana kadar çok kaybettiği ancak bu savaşta çok büyük kazanımlar elde edeceği hepsinin ortak görüşü...

3. Dünya savaşında diğer açılması muhtemel cephelerdeki hadiselerin ve olayların detayına fazla girmeden sadece Türkiye ve çevresine değindik.

Savaştaki en büyük değişiklikler Türkiye ve çevresinde öngörülmektedir. Diğer bölgelerde ciddi sınır değişiklikleri öngörülmemektedir.

Buna rağmen tekrarlamak gerekirse yeni bir savaşta kayıp sayısı yarım milyar olarak düşünülüyor…

Umarım dünya yeni bir savaş ile karşılaşmaz. Ancak bir yerlerden düğmeye savaş için basılacağı kaçınılmaz görünüyor.

Gelecek neler getirecek hep birlikte göreceğiz. Türkiye askeri anlamda çok daha fazla hazırlık çok daha fazla yerli üretim yapmalıdır. Bu gelecek hedefleri için olmazsa olmazdır.

Herkesin bir planının olduğu yeryüzünde hazırlıksız olmak ülke anahtarını altın tepside sunmaktır…

 

 

 

 
Etiketler: 3., DÜNYA, SAVAŞI,
Yorumlar
Haber Yazılımı