Yazı Detayı
12 Haziran 2020 - Cuma 18:04 Bu yazı 128 kez okundu
 
ADAM OLMAK !
Ziya Gökalp Şahin
 
 

Artık insan ilişkileri öyle karmaşık bir hal aldı ki, her yeni kuşakta bambaşka bir boyuta taşında. Bencil, menfi, duygusuz, çıkarcı, kelimelerinin içleri sonuna kadar doldurulmuşken, Paylaşımcı, fedakar, duygusal, çıkar gözetmeyen, sağ duyulu kelimelerin içinin tamamen boşaltıldığı ilişkiler çağındayız.

Bugünün adam tanımıyla bizim ve bizden öncelerin tanımı arasında uçurum var!

Bizim çocukluğumuzdan bu yana öğrendiğimiz öğretilere göre, adam dediğin öyle her gürültü patırtıya pabuç bırakmazdı. Bakışında toz olur yüreğinde merhameti gözlerinde görürdün... Şaka ve espride vakar, ciddiyetle saygı arasındaki ince çizginin ne anlama geldiğini öğretendi. Sesindeki tınıdan ayırt ederdin sevincini, kederini ,hissiyatını…

Adam yüce gönüllü olurdu.  Öyle her koşana, her zorlayana açmazdı yüreğini … Nazlara cicim bicimlere kanamzdı. Dudaktan dökülenle yürekten akanın ayrımına varırdı. Yalnız kalmayı bilirdi. Hayatın her evresinde kendi kendine yetebilecek. Duygusal karmaşalarda hata üstüne hata yapmazdı. Çok düşünür bir kere adım atardı.Özgün  bir duruşu olurdu adam dediğinin… Merhametle şecaatin, sadakatle ihanetin, cehaletle nedametin ayrımına varırdı. Söyledikleriyle yaptıkları çelişmezdi. İşine geldiği gibi davranmazdı. Özü neyse sözü de oydu. Kırk yerinden eğip bükmez lafı direk söylerdi. Söylemeden önce de ölçer biçer söylediğinde de sözünün arkasında durmayı bilirdi. Adam dediğinde izzet- i nefis vardı. Midesi değil, yüreği genişti. Kadını önce ana billirdi. Kızı olduğunda ona da oğlu kadar evlat derdi. Bacım dediğine meyil etmez. Yar dediğini sahip çıkardı. Duracağı yeri de durduracağı yeri de bilirdi. Öyle kazanında her şey kaynamazdı. Aşkın belden aşağıda değil sol yanında olduğunun farkında sevdalar yaşanırdı. Ruhundaki tek korku sevdiğini incitmek, kaybetmek olurdu. Yari ile buluşacağı zaman yüreği yaprak gibi titrerdi.

Adam dediğin haysiyetli olurdu. ‘'Ben erkeğim yaparım!'', demezdi. Namusun bacak arasında değil yürekle beyin arasındaki o devasa arena da olduğunu bilir. Sapla samanı karıştırmazdı. Yürekte başka, parmakta başka yüzük taşımaz, bir gönüle iki leyla sığdırmaya kalkmazdı…


Adam dediğin zeki olacak ve ikinci kez kandırılamayacak kadar da akıllı, bir lafı anlatana kadar kırk deveyi hendekten atlatmayacak kadar bilgiliydi. Sen konuşurken yüzüne bakar konuşamadıklarını da gözlerinden okurdu.

Adam dediğin ağlamaktan korkmazdı. Takılmayacak öyle erkek dediğin ağlamaz safsatalarına… Vara yoğa değil elbette. Ama ağlamanın kadına değil, insana özgü olduğunun da bilirdi.  Adam dediğin derin olacak. Derinliklerinde gezinebilecek, lakin kaybolmayacaksın. En bildiğini sandığın şeyi aslında hiç bilmediğini gösterecek kadar derin olacak. Ve bazen baş döndürecek kadar gizemli… Bileceksin ki bir okyanusta yüzüyorsun. Her kulaç atışında enginlere yol alacaksın. Hiç sırrı yokmuş her şeyini paylaşmış gibi hissettirecek ama milyonlarca sırrı saklayacak gözlerinin ardında…

Muhteşem güzelliklere gidilen yolda yunuslar da var köpek balıkları da… Seni kaybetmekten korktuğu kadar sende korkacaksın yitirmekten. Aidiyet sınırına tecavüz etmeden bağlı kalacaksın.  Okuyacak adam dediğin ama öyle laf olsun diye değil, bilinçli okuyacak. Leyla’yı görünce övenlere kanmayacak. Sadece tarzını değil bilakis tarzı olmayanı da okuyacak ki duruşunun hakkını verebilsin. Küçük veya büyük bir kütüphanesi olacak örneğin ve her konuda az çok söyleyebileceği bir sözü. Amma velâkin şiire Fransız kalmayacak. Ya yazacak ya okuyacak ya da dinlemekten keyif alacak… Şiir erkeğin yüreğindeki merhametin kıvılcımıdır unutmayacak…

Adam dediğin utanmayı bilecek. Arın, edebin insana mahsus meziyetler olduğunu aklından çıkarmayacak. Erkeklik kisvesine sığınıp her şeyin mubah olduğu yanlışına düşmeyecek. Dejenere olmayacak adam dediğin. Biraz çocuk, biraz baba, biraz abi, çokça da sevgili olacak. Amma illa ki biraz ukala olacak. Farkının farkındalığından kaynaklanan, küstahlık sınırına asla dayanmayan, zekâ ve aklın birleşiminden mürekkep ukalalıklar biçilmiş bir kaftan gibi tam oturacak üzerine o tavrı ve tarzı…

Ve çevresi ukalalığın böylesinin şık duruşuna şapka çıkaracak…


Adam dediğin kale gibi duracak. Korkmadan dönebileceksin arkanı. Bileceksin ki, o vurursa alnının ortasından vurur. Sırtından değil… Cümle âlem tersini iddia etse de, o öyle diyorsa öyle olduğuna şüphesiz inanacaksın. Aklın sadece özlediğin için onda olacak. Nerdedir, kiminledir krizlerine girmeyeceksin. Bileceksin ki nerede olursa olsun seninledir. 

Adam dediğinin detayları olacak. Senin bile farkında olmadığın ayrıntıları fark edecek. Şaşırtmayı da, şımartmayı da bilecek. Her haliyle içine sinecek, her halinle içine sindiğini bilmenin huzurunu duyacaksın 
Adam dediğin;

Sarılacağı ve saracağı,
Koşacağı ve duracağı,
İşiteceği ve duyacağı,
Bakacağı ve göreceği,
Dinleyeceği ve anlayacağı,
Sezeceği ve bileceği,
Gideceği ve kalacağı zamanın ayrımında olacak…


Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette. Ama adam olabilmektedir marifet. Her erkek adam değildir. Fakat her adam da sadece erkek değildir. Tıpkı,her kadının ana olamadığı gibi.. 

Çünkü adam olmak, aslında insan olmaktır.

Bu yüzdendir 

Adam gibi adama da, adam gibi kadın gerekir... 

Yahu kadınlarda çok değişti… Neden onlara da iki laf dokundurmadın derseniz, şu var ki; aslını kaybeden kadını bu hale getiren erkeklerdir. Biraz geriye dönük sorgulandığında ne demek istediğim anlaşılacak…

Erkek adama yakışır davransaydı. Çizgisini, edebini bozmasaydı bugün hayat daha asil olurdu…

Asalet her şeyin üstündedir.

Kalite asaletten gelir…

Ve adamda bulunur…

Şimdiki gençlerin yeniden adamlığın idraki ile şuurlanmaları elzemdir. Ahlaklı, dürüst, güçlü bir nesil için unuttuğumuz değerleri yeniden canlandırmak ve sahip çıkmak kaçınılmaz...

Dileğimiz yeniden adamlığın can bulmasıdır…

Selam ile…

 

 
Etiketler: ADAM, OLMAK, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı