Yazı Detayı
01 Mart 2020 - Pazar 22:57 Bu yazı 142 kez okundu
 
BİRLEŞTİRİCİ BİR DEVLET DİLİ
Cengiz Doğan
 
 

İdlib’de 36 şehit verdik…
‘Orada ne işimiz var’, ‘İdlib düşerse Türkiye düşer’ tartışmalarına girmeyeceğim. Böylesi büyük bir acıda bile hala siyaset öne çıkıyor ve acıda birleşemiyorsak bir yerlerde hata yapıyoruz demektir. Birçok devlet dairesinde yönetici koltuğunda oturanların arkasında yer alan ama orada yazılanları hiç özümsemediğimiz Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’e Şeyh Edebali’nin nasihatini bir kez daha hatırlatmak istedim. 
Fırat’ın doğusunda bize destek veren Rusya’nın desteğiyle Fırat’ın batısında rejim tarafından düzenlenen kalleş saldırıda 36 şehit  verdik. Fırat’ın Doğusunda PKK’ya destek veren ve anlaşamadığımız Amerika, Fırat’ın batısındaki bu hain saldırı sonrası acımızı paylaştığını söyledi. Suriye’de timsah gözyaşları dökülüyor.  Oradan gelen her şehit haberinde ise burada anaların yüreğine kor ateş düşüyor.
Bir milleti millet yapan en önemli özelliklerdendir acıda ve sevinçte bir olabilmek. Bunu sağlamak da ülkeyi yönetenlerin görevidir. Bir ailede kardeşler arasındaki anlaşmazlığa bazen yol göstericiliğiyle, bazen şefkatiyle bazen otoritesiyle müdahale eden baba gibi olmalı devleti yönetenler. Çocuklarına kızan ama hiç biri arasında ayırım yapmayan baba gibi olmalı. İşte tam da burada Şeyh Edebali’nin; “Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…” sözünü hatırlamak gerekiyor. ‘Bölmek bize, bütünlemek sana…’ 
Böylesine acının yaşandığı günde siyaset artık konuşulamaz, farklı fikirlerin siyasi düşüncelerin önemi yoktur. ‘ama, ancak, lakin, sen de böyle dedin’ dönemi değildir ocaklara ateş düşmüşken. Oturup sağduyu ile düşünmek, toplumun öfkesini, acısını anlamak gerekir. Bunu anlaması gereken yine devleti yönetenlerdir.  Burada gücün, iktidarın önemi yoktur. Tam da burada Edabali, “Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelâmlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin… Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder…” uyarısında bulunuyor ve devam ediyor; “Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır… Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez…”
‘Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder…' 
Akıl ve sağduyunun öne çıkmadığı böylesi acı günlerde hamasetin, başkalarını suçlamanın kimseye getirisi olmaz. Toplum içindeki kutuplaşmaları artırır. 
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki, bereket büyüklerle beraberdir. Anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “Ana”larla dolu olan… Ocağına ateş düşmüş anaların, babaların söylediği sözler sonrası onlara öfkelenmek, onları suçlamak, onları birilerinin suçlamasına seyirci kalmak, empati yapmadan onlar hakkında karar vermek, karar veren danışmanların sözlerine inanmak doğru değildir, adaletli de değildir. Ne diyor Edebali; “Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul… İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı; iyiliğe iyilik her kişinin kârı; kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul.”
Devleti yönetenlerin, devleti temsil edenlerin kendi vatandaşına, hizmet ettiği insanlara öfkelenmemelidir. Hele hele kendisiyle aynı düşünmüyor diye ötekileştirmek, ötekileştirenlere yol açmak yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Osman Bey’e 7 asır önce söylüyor Şeyh Edebali; “Öfke benliğin yemi, en lezzetli gıdasıdır. Benlik semirdi mi irade yok olur gider. iradesi zayıflayanın ruhu intihar eder… Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca Bey için yapılmaz… Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!..” 
‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ der Edebali tüm bu sözlerin sonunda Osman Gazi’ye… Osman Gazi’de oğlu Orhangazi’ye şiar edindiği bu sözlere ek olarak; “Haksız yere hiçbir ferde layık olmayan muamelede bulunma. Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan” diye nasihat eder. 
“Halkını taltif et, hepsinin rızasını kazan”
1923’te Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk devleti temsil eden siyasilere birlik ve beraberlik konusunda şu uyarıda bulunuyor; “Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir.” 
Hangi siyasi düşünceden olursak olalım, hangi siyasi partiye oy veriyor olursak olalım ülkemizin geleceği için acıda ve sevinçte bir arada olmak gerektiği unutulmamalı. Siyasete yön verenler, ülkeyi yönetenler açıklamalarında buna dikkat etmeli. 
Ülkeyi yönetenlerin birleştirici dil kullanması çok önemli elbet. Ama önemli olan bir nokta daha var bana göre. O da yanlış bir tercih yapıldığını düşünüyor olsanız bile şu an içinde bulunduğumuz durum nedeniyle bu yanlış tercihin ortadan kaldırılması için bir ve beraber olmamız gerektiği. Nene Hatun 93 Harbinde ‘bana ne asker doğru karar verseydi’ demedi, beşikteki bebeğini bırakıp cepheye koştu. Cihan harbinde ve Kurtuluş savaşında ayağında çarığı olmayan Anadolu Halkı, ‘Bana ne bu ülkenin kaymağını ben mi yedim, kaymağını yiyenler gitsin savaşsın’ demedi. Çanakkale’de 15’liler cepheye giderken ‘biz daha çocuğuz’ demedi. Tıbbiyeliler okulu bırakıp cepheye koşarken ‘biz doktor olur yurt dışına çıkarız’ diye düşünmedi. Hiç biri ‘Sivastopol bombalanırken bize mi sordunuz’ demedi. 
Eğer öyle deselerdi Kurtuluş savaşı diye bir savaş verilmez, bugün de Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet olmazdı. 
Ancak burada kilit nokta yine devleti yönetenler ve onların kullandığı birleştirici dil. Bu da devleti yönetenlerin, yönetmeyen ancak yönetmeye talip olan muhalefet adı verilen diğer siyasi partilerle bir araya gelmesiyle olur. Ortak söylem ortak adımlar asgari müşterekte birleşme ve hem iç kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna ‘Biz tek yumruğuz’ mesajı vermekle olur. Aksi taktirde Ankara havanda su döver, bizler de aşağıda birbirimizi boğazlarız. 36 şehit haberinde bile hamaset yapar suçlu ararız. 
Hep söylerim yangın çıkmışsa önce onu söndürmeye çalışırsınız, kimin çıkarttığı nasıl çıktığının o an önemi yoktur. Söndürdükten sonra oturur muhakemesini yaparsınız.
Suriye politikamız tartışılacak birçok unsur içeriyor. Sadece Suriye politikası da değil. Dış politika da eleştirdiğimiz eleştireceğimiz, onayladığımız onaylayacağımız birçok nokta olabilir. Ancak şu an bunların hiç birinin bir önemi yok. 
Şu an en çok ihtiyacımız olan tavandan başlayıp tabana sirayet etmesi gereken birleştirici bir devlet dili.

 
Etiketler: BİRLEŞTİRİCİ, BİR, DEVLET, DİLİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Temmuz 2020
BANA HAK SİZE MÜSTEHAK
70 Okunma.
25 Haziran 2020
BİTMEYEN 48 SAAT
356 Okunma.
18 Haziran 2020
KOLTUĞUN HAKKINI VERMEK
96 Okunma.
05 Haziran 2020
BİR NESLİN BİTMEYEN ÇİLESİ?
132 Okunma.
03 Haziran 2020
SONUNU GETİREMEDİK
57 Okunma.
26 Mayıs 2020
MASKE AKSESUAR DEĞİL
102 Okunma.
24 Mayıs 2020
AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA DEĞİL ‘OY’A BAKILIR
95 Okunma.
14 Mayıs 2020
UNUTMA MALTEPE
176 Okunma.
10 Mayıs 2020
İKİ NOKTAYA DİKKAT
179 Okunma.
10 Mayıs 2020
HEYECANI KAYBETMEMEK GEREKLİ
71 Okunma.
06 Mayıs 2020
YETER Kİ İSTESİN İNSAN
235 Okunma.
29 Nisan 2020
BÖYLE VİRÜSTEN KORUNMAZ
123 Okunma.
21 Nisan 2020
GÖZLERİMİ KAPARIM MAAŞIMI ALIRIM
184 Okunma.
16 Nisan 2020
MUHTARLAR DA VİRÜSLERE KARŞI SAVUNMASIZ
837 Okunma.
12 Nisan 2020
APTALLIK, AÇGÖZLÜLÜK, KORKAKLIK, NANKÖRLÜK
187 Okunma.
24 Mart 2020
VİRÜSÜN GÖR DEDİĞİ
267 Okunma.
21 Mart 2020
SOSYAL BELEDİYECİLİK VE SEVGİ SÖYLEMİ
161 Okunma.
19 Mart 2020
HAYDİ MALTEPE BELEDİYESİ…
209 Okunma.
12 Mart 2020
MALTEPE BELEDİYESİ İYİ GÜN DOSTUMU?
382 Okunma.
06 Mart 2020
BİR ÜZÜNTÜ BİR SEVİNÇ
140 Okunma.
18 Şubat 2020
MESELE TÜRBAN DEĞİL SORUMLULUK BİLİNCİ
189 Okunma.
02 Şubat 2020
'ETİ'K ENKAZ ALTINDA KALDI
197 Okunma.
16 Aralık 2019
ELİ İŞTE GÖZÜ OYNAŞTA
619 Okunma.
01 Aralık 2019
PUSUDA BEKLEMEK!
343 Okunma.
18 Kasım 2019
ÇÖZÜME DAİR Mİ ANIYA DAİR Mİ?
508 Okunma.
12 Kasım 2019
KAYBETTİK İNSANLIĞIMIZI
776 Okunma.
07 Kasım 2019
RUH BAŞKA BİR ŞEY
225 Okunma.
01 Kasım 2019
DÖN BABA DÖNELİM
292 Okunma.
29 Ekim 2019
BİRİ HARİÇ...
252 Okunma.
24 Ekim 2019
MALTEPE’NİN ‘KORKMAZ’I
276 Okunma.
16 Ekim 2019
ADALET VE GÜVEN
259 Okunma.
10 Ekim 2019
KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR
578 Okunma.
02 Ekim 2019
ÇEKMESENE KARDEŞİM
286 Okunma.
09 Eylül 2019
HAYIRLI OLSUN
614 Okunma.
08 Ağustos 2019
HAKLININ YANINDA OLMAK
370 Okunma.
05 Ağustos 2019
YAPTIM OLACAK
279 Okunma.
24 Temmuz 2019
SALLA Bİ MESAJ ORTAYA KARIŞIK OLSUN
397 Okunma.
18 Temmuz 2019
KOLTUK SALLANDI
553 Okunma.
02 Temmuz 2019
ÇALIŞTAYIM VAR!
362 Okunma.
25 Haziran 2019
HERKES KENDİ İŞİNİ YAPACAK
441 Okunma.
23 Mayıs 2019
GÜCÜN BÜYÜSÜ VE HATA
567 Okunma.
11 Mayıs 2019
Bir Cenaze İki Sonuç Vefa-Vefasızlık
742 Okunma.
04 Mayıs 2019
Bugünlerin Yarını da Var
395 Okunma.
22 Nisan 2019
Hükümet, bürokrasi ve vatandaş...
431 Okunma.
18 Nisan 2019
Ağustos Böceği İle Karınca
523 Okunma.
15 Nisan 2019
Yine Yeni Yeniden Maltepe Ekspres
660 Okunma.
15 Nisan 2019
Son Söz Seçmende
255 Okunma.
Haber Yazılımı