Yazı Detayı
03 Nisan 2020 - Cuma 18:06 Bu yazı 155 kez okundu
 
Covit 19 – Türkiye – Yardım Kampanyası
Ziya Gökalp Şahin
 
 

Aslında her şey bir senaryonun ürünü…

Bundan üç yıl iki yıl bir yıl önce bir çok film senaryosunda,kitapta,dizilerde,makalelerde adı geçen covit salgınının bu denli küresel bir salgın olacağı meğer çoktan belliymiş…

Planlı bir hareketin sonucu olduğu ise artık aşikar… Bugün itibariyle dünya genelinde bir milyondan fazla insana bulaşmış ve çeyrek milyon insanın canını alan bu salgın tamamen insan eliyle insanları öldürmek üzere üretilmiştir.

Bunun ne siyasetle ne ekonomiyle nede küresele dengelerler kanımca alakası yoktur. Söz konusu durumun izahı dünya zenginliğinin yarısından fazlasını elinde bulunduran 1 ‘in sınırlı kaynakların tüketimini azaltmak için ortaklaşa hareket ettikleri gerçeğinin ilk adımıdır. Bu artık ütopik bir düşünce yahut bir kehanet olmaktan çıkmıştır.

Bu virüs muhtemelen daha çok şekil değiştirecek. Olmamasını umuyorum lakin her ülkede nüfusun 1-5 ‘inin hayatını kaybetmesine neden olmacak. Bu süre kiminde aylar içinde kiminde ise yıllar içinde olacak.

Tedavisi ise çok uzun yıllar bulunamayacak.

Covit durdurulamadan yeni bir dalga daha devam edecek.

İnsanoğlunu korku ile idare etmeye kalkanların planları başarıyla devam edecek.

Yok ya ne korkusu demeyin !

En kontrol edilemez insanlar bile evden dışarı adım atmıyorlar. Kurallar kimin umrumda diyenler aynı ev içinde bile kendilerini odalara hapsettiler.

 Dünyanın her ülkesinde aynı durum var. Bahsettiğim bu 1’lik kısım için hangi milletten oldukları önemli değil… Hanedanlıkları ve kendilerinden olan bir zümre harici tüm insanlar aynı …

Binlerce yıldır hep planlalarını sahnelediler. Bu planlar uşaklık edenleri sayesinde hep başarılı oldu…

Devletler yıktılar. Darbeler yaptılar. Ülkeleri ele geçirdiler. Soykırımlar yaptılar. Nükleer bombalar atom bombaları, kimyasal kıyımlar, savaşlar,işgaller hep bunların masasından çıkıp uygulamaya konan planlardı…

Ve tabi virüsler, salgınlar… Gizli mahzenlerde, labarotuarlarda ürettikleri zehirleri öldürmek istedikleri şehirlere, ülkelere, kıtalara yaydılar…

Bunlar için onlar haricindeki insanların değeri yok… Bir çoğu da bir çok insanı kuruluşa destek veren yada kurucu olan kimselerdir üstelik…

Bu kuruluş ve vakıflar vitrinde insanlara önem veren dünyanın her yerindeki insanlara yardım eder görüntüye sahiptirler. Arka planlarda ise gittikleri bölgelere hastalık, virüs, silah, savaş, ölüm götürürler…

En iyi ihtimalle ise masum insanların organlarını ticaretlerinin parçası yapmaktan da geri kalmazlar… İnsanlar onlar için kullanılacak bir malzeme yedek parça gibidir.

Daha uzun yaşamak için binlerce testten geçirdikleri küçüçük çocukların taze kanlarını canlı canlı alarak kendilerini aktarırlar… Kendi kanlarını tazelerken her yıl binlerce çocuk kan verme işlemi esnasında yaşamanı yitirir…

Gelelim ülkemize yansımasına…

Durum ciddi lakin milletimiz akıllıdır. Üç beş umursamaz var ama onlarda artık durumu çok iyi anladılar.Bu hassasiyetle devam edersek nüfusumuzun 1 bile etkilenmeden bu süreci atlatabileceğimize inanıyorum… Tabi ikinci üçüncü salgınlar için bir şey söylemek zor.

Sokağa çıkma yasağı neden ilan edilmiyor ?

Şöyle izah edeyim. Evet insan hayatı her şeyden önemli lakin insanımızın hayatını devam ettirmesi için birilerinin de çalışması üretim yapması gerekiyor. Özellikle binlerce farklı üretim alanı olan gıda sektörü! Sonra tarım sektörü! Enerji sektörü! Telekominasyon sektörü! Her türlü konut onarım inşaat sektörü !

Bunlar durursa zaten tükeniş hastalıktan değil kıtlıktan başlar ! Sokağı çıkma yasağı ilan etmiyorlar çünkü devlet her şeyi karşılamak zorunda kalır anlayışı da yanlıştır. Devlet bu ilanı gerçekleştirse kim ne üretecek ? İmal edecek ? Depolardaki tahıllar, gıdalar ne kadar götürebilir ?

80 Milyona kaç ay yeter ?

Güzel bir söz var ya ; Allah kimseyi açlıkla sınamasın !

Acıkınca gözü dönmeyen yoktur sanıyorum…Kıtlık başlayınca ne olacak sanıyorsunuz ? Yağmalar, iç savaşlar, mahalle çeteleri…

Yok olmaz öyle şey 21. Yy ‘dayız demeyin dünyanın bazı yerlerinde şimdiden başladı bile… Devlet yağmaları, çatışmaları önlemek için geceleri sokağa çıkma yasağı uyguluyorlar !

Kaldı ki, tüm üretimin durduğunu düşünün. Birkaç sonra hiçbir şey en baştan başlamaz! Ülkenin ve ülkedeki iş insanlarının hem yurt içinde hem yurt dışında bir pazarları var! Bunun getirisi ülkemiz için hayati önem taşıyor. Bir anda her şeyi durdurursak birkaç aya kalmaz tüm pazarlar kaybedilir. Durmayan çalışan devletler tarafından ele geçirilir. Yıllarca uğraşıp tutunduğumuz tüm pazarları bir daha geri alamayacağımız şekilde kaybederiz . Tekrar o pazarlara girsek bile yakalanmış olan ivmeye tekrar ulaşabilmek için onlarca yıla ihtiyaç duyacağız.

Buda şu demek üretim yoksa satılacak bir şeyde yok. Satış yoksa para yoktur.

Para yoksa ekonomide bitmiş demektir. Para yoksa ilk kaybedeceğimiz sistemimiz ise emin olun sağlık sistemi olacaktır. Medikal ürünler, ilaçlar, serumlar,tedaviler için kullanılacak her şey ve en önemlisi yetişmiş personel kaybı…

Dünyada hiçbir devlet hiçbir gelir gider dengesi olmadan 6 aydan fazla tüm nüfuslarına karşılıksız bakamaz ! Bu sözümü lütfen unutmayınız ! Bugün ne Amerika, ne Rusya, ne de yaşam standartı mükemmel denilen Kanada sağlayamaz !

Yapabilecekleri tek alternatif mevcut ekonomik sistemlerin dışına çıkarak para basmaya başlamalarıdır. Amerika şuanda tüm vatandaşlarına bin dolar ödemeyeceğini duyurmuş ve ödemelere başlamıştır. Nasıl yapabilir cevabı basit !

Para basarak !

Başka bir örnek daha verelim Almanya ! Ekonomik olarak 6 kat daha büyükler bizden… Çoktan para basmaya başladı bile !

Aslında bakarsanız para basımı devam edecek bir ekonomik sistemde batış demek oluyor ! Lakin Amerika yıllardır bunu yapıyor çünkü sistemin çarkı kendi elinde !

Ancak Almanya ve diğer ülkeler için aynı şeyi söylemek güç ! Tahvil ile bunu dengeleyeceğini söyleyen ülkeler var. Gel gelelim ekonomik dengelerin buna müsaade edeceğini ise hiç sanmıyorum… Yani bu süreçte para basan faka basacaktır… Bir çok ekonominin çökeceğini şimdiden söyleyebilirim. Enflasyon dediğimiz şey tüm ülkelerde rekora koşacak.

Devlet için bu süreçte en etkili çözüm, vadelerinin uzun olacağı bir borçlanma yapısı kurmaktan geçiyor… Para basmadan, kura yenilmeden, enflasyonu dengeleyerek bir geçiş süreci sağlamak…

Gelelim şu milli yarım kampanyasına…

Muhalif basının makarnacılar,kömürcüler diye alay ettiği bir yardım sistemi var.

Alay ettikleri işin gerçeği şu;

Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından il il, ilçe ilçe tüm birimlerinin tespit ettiği 2-3 milyon arasındaki aileye gıda ve yakıt desteği yapılıyor. Sadece seçim dönemi de değil… Her yıl düzenli olarak… Makarna diye alay edilen o ailelerin aylarca gıdasını oluşturuyor. Kömür diye alay edilen o kış tek ısınma destekleri…

Bu söylediklerimi anlamak için evlerinizdeki ve beyinlerinizdeki konfordan uzaklaşmaya çalışmak yetmez. Parasızlık, imkansızlık nedir yaşamanız gerekir…

Devlet bu süreçte imkanı olandan yaşanan zor günler ve muhtaç olan insanlar için destek istedi. Yani özetle devlet der ki, para basmadan dayanabileceğimiz bir ortam oluşturalım. Devleti ekonomik olarak ayakta tutmak ve millet olarak dayanışma oluşturmak isteniyor.

Devletin bunu yaparken de taşın altına elini koymasını da haliyle millet bekliyor. Devlet Bankaları şuana kadar toplanan yardımın yarısından fazlasını doğrudan bağışladı. Madem bu imkanlar vardı neden daha önceden piyasaya bu destekler aktarılmadı. Neden üstü kapalı bir krize mahkum edildi bu millet diyede sormamak olmaz tabi…

Kredi kolaylıkları gibi birçok destek planları oluşturuldu. Lakin yeterli değil…

Sicili bozuk esnafın yani borcunu ödeyemediği için sicili bozulan esnaf bu imkânlardan nasıl yararlanacak? Ortada bir sicil affı yokken üstelik…

Bir şeyler yapılıyor ama birbirinden kopuk…

Adım atılmak isteniyor ama ya önden atılması gereken yada önce atılması gereken eksik…

Millete destek olunmak isteniyor ama destek sadece söz olarak var gibi…

Evet şartlar zor daha da zorlaşacak ama daha umut verici, daha paylaşıcı daha bütünleştirici açıklamalar yok…

Özetle salgın güçlü ama devlet olarak daha güçlü olmazsak büyük kaybedeceğiz, ufukta görünüyor…

Dileğim o ki, Devlet tüm birimleriyle daha koordinasyon temeline dayalı hareket etmeli… Açıklayacağı destek paketleriyle esnafa da millete de daha çok güven vermeli…

Belki aşama aşama ilerleyecekler… Belki bir anda tüketmek istenmiyor bilemem…

Lakin aşama aşama olsa bile daha bütünleyici daha kapsayıcı ilerlenmeli diye düşünüyorum…

Velhasıl zaman eleştirme değil destekleme dönemi lakin gördüklerimizi de söylemek vaktidir.

Devletimizin varlığı milletimizin geleceği için…

Birlikte, birlik içinde…

Sağlıklı, huzurlu günlere…

 
Etiketler: Covit, 19, –, Türkiye, –, Yardım, Kampanyası,
Yorumlar
Haber Yazılımı