Yazı Detayı
02 Şubat 2020 - Pazar 16:10 Bu yazı 79 kez okundu
 
'ETİ'K ENKAZ ALTINDA KALDI
Cengiz Doğan
 
 

Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem 41 cana mal oldu. Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum.  Ancak deprem sonrasında yaşananları da doğru bulmuyorum. Öncelikle bir sürü kıyaslama yapılıyor. 99 Marmara Depremi ile 2020 Elazığ Depremini kıyaslamak en hafif tabiri ile işi bilmemektir.

İlki aradan geçen 20 yıl içerisinde teknolojide yaşanan gelişmeleri görmezden gelmektir. İkincisi Elazığ’da depremin yıktığı bina sayısı ile Marmara’da yıkılan bina sayısını kıyaslamak gerekir. 99 Marmara Depremini yaşayanlar o gün İstanbul’da olanlar bilir. Ülkenin depreme karşı hiçbir hazırlığı yoktu. Deprem yönetmeliği bile bu felaketten sonra çıkarıldı. İstanbul’da depremden sonra yaşanacak bir diğer felaket trafik. Elazığ’da bunu görmek mümkün değildi. Dolayısıyla gelişen teknolojiyi de kullanan o 99’dan az da olsa ders çıkaran Türkiye bu depreme hızlı bir şekilde müdahale etme şansını yakalayabildi. Ancak köylere aynı hızla ulaşılabildi mi o konu da veriye sahip değilim.

Basın bu tür olaylarda kahraman yaratmayı, bir sembol çıkarmayı sever. Bu depremde de elleriyle bir kadını kurtardığı belirtilen Suriyeli Mahmut El Osman isimli çocuk seçildi. Bunu doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum. UMKE; AFAD, JAK gibi ekiplerimiz depremde canla başla çalışırken bir algı oluşturmak adına bir kişinin öne çıkarılması bana göre bu saydığım ekiplerin hepsine yapılabilecek en büyük haksızlık.

99 Depreminde gözlerin çevrildiği Kızılay 2020 depreminde de yine en çok konuşulan isim oldu. O gün Kızılay’ın depolarında bulunan çürümüş malzemeleri konuştu Türkiye,. Bugün Başkentgaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na gönderdiği 8 milyona yakın parayı… İddialar paranın 75 bin dolarının Kızılay’a kalanının da vergiden düşüldüğü için yurt yapılması için Ensar Vakfı’na gönderilmesi şartı şeklinde.

Hukuksuzluk var mı yok mu bilemem ama en azından etik olmadığını sağduyulu her vatandaşın bildiğini düşünüyorum. Yurt denilince de Nasrettin Hoca’nın ‘Hanım eti kedi yediyse kedi nerde, yemediyse ciğer nerede’ fıkrası geldi aklıma. Hadi hepsini geçtik yurt nerede?

Deprem sonrası bana göre etik olmayan bir davranış daha vardı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘Geçiyordum uğradım’ tarzındaki Elazığ ziyareti.  İmkanı olan herkes istediği yerde istediği zaman tatil yapabilir bunda bir sorun yok. İBB gerekli araç ve ekipman desteğini de bölgeye gönderdi bunda da bir sorun yok. İmamoğlu, enkazda elbette kendisi çalışmayacaktı ve elbette Elazığ Belediye Başkanı değildi. Kendi şehrinde böylesi bir felaket yaşansa ve tatile gitse o zaman herkes istediği sözü söyleyebilirdi.  İmamoğlu’nun tatil yapmasında bir sakınca yok ancak depremin ertesi gün bunu yapmaması gerekirdi. En azından bir siyasi olarak bunun kendisine döneceğini düşünmeliydi.  Böylesine kutuplaşmış bir ülkede deyim yerindeyse malzeme vermekten başka bir şey değildi. En başta da dediğim gibi  ben etik bulmadım.

Her olayda olduğu gibi bu olayda sınıfta kalan bir kesim  daha vardı. Basın.

Meslek ilkelerini çoktan unutmuş, fikriyle cebi arasında sıkışıp  kalmış isimler ne yazık ki bu deprem sonrasında da TV’lerde yaptıkları açıklamalarla sınıfta kaldılar. Bir siyasi partinin sözcüsü gibi yaptıkları açıklamalar İmamoğlu’nun bana göre etik olmayan davranışının  belli bir kesim tarafından ‘etik’ olarak kabul edilmesine bile yol açtı.

İsimleri herkes tarafından bilinen bu kişiler İmamoğlu’nun yaptığı tatili acımasızca eleştirirken Kızılay’da yaşanan durumu savunmaları depremde üçüncü kez etik ihlaliydi bana göre.

Kızılay’da yaşanan iddiaların araştırılması gerekir. Bunun için devletin ilgili bakanlıkları müfettiş görevlendirilmeli ve gerekli inceleme başlatılmalıdır.

Bir ilişkiyi, bir toplumu, bir devleti ayakta tutan ana unsurlardır; sevgi, saygı ve güven.

Halkın Kızılay’a olan sevgisi biterse, güveni biterse başta kan bağışı olmak üzere birçok alanda kurum zarara uğrar. Bunun faturasını da yine vatandaş öder. Bu tür kurumların en küçük şaibelere bulaşmamış olması gerekir. Bu saatten sonra Kızılay hakkında soruşturma başlatılmazsa vatandaş bundan hükümeti de sorumlu tutar.

Bir diğer konu ülkeyi yönetenlerin her seferinde ‘Büyük Devlet’iz diye altını çizdikleri söz…

Türkiye büyük devlet olmalı, büyük devlet sözde kalmamalı. Ancak Elazığ depreminde gördük ki bu sözün altı çok da dolu değil. Arnavutluk’ta yaşanan  deprem sonrası oraya 500’den fazla konut yapabilen bir Türkiye, Orta Asya ve Afrika’ya milyarlarca dolarlık yatırım yapabilen bir Türkiye, Elazığ depremi sonrası yardım kampanyasına izin vermemeliydi. İnsanlar gönüllerinden kopar koşar gider, yardım verir bağışta bulunur bu ayrı. Ancak bunun devletin resmi kurumu Kızılay aracılığıyla depremden birkaç dakika sonra başlatılması hiç ama hiç yerinde bir davranış değildi.

Bir devlet önce kendi halkını düşünür, düşünmeli. Devlet bizim gözümüzde ‘baba’dır. Baba evi geçindirmekle, ailesinin güvenliğini ve barınma ihtiyacını sağlamakla onlara belli bir hayat standardı sunmakla yükümlüdür. Eğer bir baba kendi çocuklarına değil de sürekli komşusunun çocuklarına bakıyorsa o zaman sorun var demektir.

 
Etiketler: 'ETİ'K, ENKAZ, ALTINDA, KALDI,
Yorumlar
Haber Yazılımı