Yazı Detayı
12 Kasım 2019 - Salı 10:57 Bu yazı 502 kez okundu
 
KAYBETTİK İNSANLIĞIMIZI
Cengiz Doğan
 
 

Bizimkiler ile aile kavramının önemini anlardık, Perihan Abla’yı ve Mahallenin Muhtarlarını izler hem sevmenin hem komşuluğun hem de dostluğun ne demek olduğunu anlardık. Sonradan çıktı vurdulu kırdılı diziler, kimin ne iş yaptığını bilmediğimiz ama her birinin ultra lüks yaşam sürdüğü o dizilerin kahramanları. Mahalle kültüründen rezidans kültürsüzlüğüne taşındık son 20 yılda. Daha güvenli olduğunu düşündüğümüz yüksek katlı kalabalık binalarda yaşamaya başladık ancak o kalabalığa rağmen ne komşumuzu tanıdık ne de bir dostumuz oldu. Dört duvar arasında yalnızlığa itildik farkında olmadan daha kötüsü bu yalnızlık için yüzbinlerce lira para ödemek zorunda bırakıldık.

Metroya beş dakika, havalimanına on dakika diye pazarlandı bize bu yalnızlık senfonisini çaldıracak olan beton yapılar. Mahalle arasında top koşturan çocuklar yoktu artık onların rahatsız eden sesi de… Çocukların o kuş cıvıltısı gibi seslerini özleyeceğimizi fark ettiğimizde iş işten geçmişti artık.

3+1’lerden 2+1’lere sonrasında 1+1 lere ve 1+0’lara döndü hayat. 100 metrekarelerden 30 metrekarelere düşürdük ev denilen yaşam alanımızı. Bir nevi modern cezaevi hayatı sunuldu bize ve biz bunun için tüm birikimlerimizi o binaları satanlara verdik.

Kentsel Dönüşüm’ü Kentsel Kültürsüzlüğe geçişe çevirdik.

Komşuluğu kaldırdık, komşuluk yardımlaşmayı ortadan kaldırdı, yardımlaşmama yalnızlığa giden tek kişilik bileti verdi elimize. Bu yalnızlık iç dünyamızda daha bir öfkeli yaptı bizi. Kimse kimseyi tanımadığı için hoşgörüyü kaldırdık. Trafikte en küçük tartışmada taşlı sopalı kavgalara girmekten çekinmedik. Yolda yürürken ‘yan baktın’ diye kimimiz bıçağa sarıldı kimimiz tabancaya.

Tanımadığımız insanlara iftira atmayı maharet saydık. Çünkü böylece kendi yalnızlığımızı unutturacağımızı düşündük. Bu yalnızlık bir müddet sonra bir yerlere ait olma duygusunu getirdi. Öyle ya insanoğlu sosyal bir varlıktı. Bir siyasi partide aradık yalnızlığımızı ortadan kaldıracak reçeteyi, bir takımın taraftarı olmada. Buralarda kendimizi gösterme isteği fanatizme itti bizi. Bir hatayı bir başka hatayla örtmeye çalıştık sonrasında.

Her birimiz Çukur dizisinin kahramanı sanmaya başladık kendimizi. Bizden olmayan senaryolarla çekilmiş aynı kıza iki kardeşin aşık olduğu ama babalarının o kızla evlendiği Bilmem Kim Hanım’ın kızları dizisine reyting rekorları kırdırdık. Her türlü ahlaksızlığı dizilere reyting yaparak baş tacı yaptık. Bir müddet sonra kanıksadık bu ahlaksızlıkları.  

Eskiden cenaze evinde bir hafta yemek pişmez komşular kendi pişirdikleri yemekleri cenaze evine götürürdü. Şimdi cenazelerde acısını yaşayan aileden yemek bekler olduk.

Eskiden mahallede biri dara düşse, hastası olsa herkes seferber olur karınca kararınca ona maddi destek sağlamaya çalışırdı. Şimdi kafamızı çevirip görmemezliğe vurmayı tercih ettik.

‘Başka İstanbul’ yok düşüncesinden hareketle sadece para kazanmaya odakladık kendimizi. Üstelik bu parayı kazanırken esnaf Ahilik geleneğini unuttu, doktor Hipokrat yemini, memur devlete verdiği sözü… ‘Para gelsin de nasıl gelirse gelsin’e döndü iş.

Dikine binalar yaptık yol yapmayı unuttuk.

Dikine binalara insanları yerleştirdik, insanlığı yerleştirmeyi unuttuk.

Siyaseti yozlaştırdık, rakibe eleştiri ile iftira, hakaret ve çamur atmayı karıştırdık.

Kanserli bir hücre gibi tepedeki bu dil çok çabuk yayıldı aşağıya…

İki farklı düşüncedeki insan birbiriyle konuşamaz oldu. Birisinin acısını diğerinin sevinci haline geldi.  

Üç dört kişilik çekirdek aile de bile bireyler uzaklaştı birinden. Herkes sanal komşu, sanal arkadaş arama derdine girdi. Evde sohbet yerine herkes elindeki telefonla tanımadığı insanlarla yazışmayı tercih eder hale geldi. Evde anne karnımız acıktığında, baba harçlığımız bittiğinde aklımıza geldi. Kardeşimiz olduğunu ondan bir şey isteme ihtiyacı hissettiğimizde hatırladık.

Dini Bayramları tatil olarak gördük, Milli Bayramlardan uzaklaştık. Bizi biz yapan değerlerin hepsini elimizin tersiyle bir kenara ittik. Komşu komşunun külüne muhtaçtı oysa biz  atalarımızın bu çok büyük anlam taşıyan sözünü de unuttuk.

Kaybettiğimiz insanlığı yeniden bulmak ümidiyle…

 
Etiketler: KAYBETTİK, İNSANLIĞIMIZI,
Yorumlar
Haber Yazılımı