Haber Detayı
07 Kasım 2020 - Cumartesi 20:12 Bu haber 430 kez okundu
 
Kazanan her şeyi alır
Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Tarkan Deniz, ABD’deki seçimleri kazananın her şeyi alacağını söyledi. Deniz, ABD seçimlerinin karakolda noktalanacağının da altını çizdi.
SİYASET Haberi
Kazanan her şeyi alır

ABD seçimlerini mercek altına alan Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Tarkan Deniz, araştırmasında dikkat çeken detaylara yer verdi. Deniz seçimleri kazananın her şeyi alacağını ifade ettiği yazısında şunları kaleme aldı:  “Küresel salgın Koronavirüs Covid-19’a rağmen Amerikan tarihinde hiç olmadığı kadar çok Amerikalı başkanlık seçiminde oy kullandı. 150 milyondan fazla oy kullanıldı. 2 asırdır hafta içi salı günü yapılan ve halkın sandık başına gitme ilgisinin genelde son derece düşük olduğu ABD seçim sisteminde sonucu belirleyen; oyların ülke genelinde başkan adayların toplam en yüksek oy sayısı yerine 'swing states' yani 'salıncak' veya 'savaş alanı' diye de tabir edilen eyaletlerin belirleyici üstünlüğü oluyor.

270 DELEGEYİ ALAN BAŞKAN

ABD'de başkanlık seçimlerinde en fazla oyu alan aday değil en fazla delegeyi kazanan aday, başkanlık koltuğuna oturuyor. 270 delegeye ulaşan başkan adayı seçimi kazanıyor. 8 salıncak eyalet ise; Arizona, Florida, Georgia, Michigan, Minnesota, Kuzey Carolina, Pennsylvania ve Wisconsin. Seçiciler Kurulu bakımından seçimin kaderini Cumhuriyetçi ile Demokratlar arasında gidip geldikleri için "salıncak" olarak adlandırılan bu eyaletler belirliyor.

Öyle ki; 2012'deki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Willard Mitt Romney'in ABD genelinde Demokrat Parti'nin başkan adayı Barack Obama'dan daha fazla oy almasına rağmen, mevcut seçim sistemi nedeniyle ABD başkan olamaması üzerine Donald John Trump sonucu eleştirerek; "Seçici kurul sistemi (electoral college) demokrasi için bir felaket" demişti.

ABD'de başkanlık seçimleri her dört yılda bir kasım ayının ilk salı gününde düzenleniyor. Seçimin salı günü yapılması geleneği 1800'lü yılların ortalarına kadar gidiyor. O yıllarda Kaliforniya, Florida ve Teksas gibi bazı eyaletler henüz kurulmamışken ABD Kongresi'nin bir seçim günü belirlemesi gerekiyordu. Uzak bölgelerde tarımla uğraşan ABD'lilerin, atla kent merkezlerine gidip oy kullanıp geri dönmeleri uzun bir süre bulabiliyordu. Hafta sonu ise cumartesi ve pazar günleri tatillerinde dini görevlerini yerine getirenler düşünüldüğünde salı ya da çarşamba günleri ABD'li seçmenler için en uygun alternatifleriydi. Çarşamba günleri birçok kentte pazar kurulduğundan dolayı salı gününde karar kılmışlar.

29 Ekim 2019'da, ABD'de yapılan ara seçimlerde Utah Senatörü seçilen Willard Mitt Romney 73 yaşında olan Amerikalı bir iş adamı ve siyasetçi 2 Ocak 2003 - 4 Ocak 2007 tarihleri arasında Massachusetts eyaletinin 70. valisi olarak görev yapmıştır. 2012 ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı olarak yarışmış, ancak bu seçimleri Barack Obama'ya karşı kaybetmiştir. Valiliği dönemindeki en büyük başarısı ABD tarihinde ilk defa olarak Massachusetts eyaletinde evrensel sağlık sigortası sistemini kurmasıydı. Öyle ki bu sağlık sistemi başkan seçilen Barack Obama tarafından geliştirilen ABD çapındaki federal yasaya örnek teşkil etmiştir.

ABD'de 2020 başkanlık seçimleri için Demokratların aday adayı ise Vermont Senatörü 79 yaşındaki Bernard "Bernie" Sanders, seçim kampanyasını askıya aldığını bildirildi. Sanders, ABD Kongresi tarihinde en uzun süre bağımsız siyasetçi olarak hizmet veren kişi unvanına sahiptir. Sivri çıkışları olan Sanders'ın politik anlayışı İskandinav ülkelerindeki sosyal demokratlara benzemektedir. İsveç Modelini savunmaktaydı.

1996 yılından beri bu eyalette ön seçimi kazanan aday adayı, başkan adaylığını garantilediği Iowa’da Demokrat Parti’nin adayını seçmek için seçmenler Şubat ayındaki ön seçimde sandık başına gitti. Seçimlerde Sanders ve Biden da dahil olmak üzere 11 aday adayı, ABD Başkanlığına talip olmak için birbirleriyle yarışmıştı. Indiana’nın eski Belediye Başkanı Pete Buttigieg’in kampanyasını yürüten bir kaynak, “Kim kazanırsa kazansın bu gecikme sonuçlarda meşruiyet tartışmasını da beraberinde getirecek” demişti. Demokratların 11 aday adayından biri olan Pete Buttigieg’in kurmayları da seçimlerin meşruiyetinin sorgulanacağını dile getirmişti. Reuters’ın aktardığı haberde, Iowa’daki demokrat yetkililer, “Kalite kontrol” dolayısıyla seçim sonuçlarının açıklanmasını erteledi. Yetkililer sonuçlarda bir “tutarsızlık” olduğunu açıkladı. Sonuçların ne zaman açıklanacağına dair net bir tarih verilmemişti.

Öte yandan seçim sonuçlarını anlık olarak veren Wall Street Journal, sayılan sandık oranının yüzde 1.9 olduğunu yazarken, Bernie Sanders’ın oyların yüzde 27.7’sini aldığını ve ikinci sırada da Elizabeth Warren’ın yüzde 25.1 oy oranıyla yer aldığını okurlarına duyurmuştu.

Cumhuriyetçiler de yaşanan bu sıkıntıyı kendileri için koz olarak kullandı. Trump’ın kampanyasını yöneten Cumhuriyetçi Brad Parscale sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulundu. Parscale, “Demokrat Parti bitti. Daha bir ön seçimi bile yönetemiyorlar, bir de hükümeti yönetmek istiyorlar. Teşekkürler, kalsın” yazmıştı.

Öte yandan Cumhuriyetçiler’de de benzer bir durum 2012’de yaşanmıştı. 2012 yılında Iowa’da yapılan ön seçimde o dönem aday olan Mitt Romney, 8 oyla zaferini ilan etmiş, fakat Cumhuriyetçi Parti, iki hafta sonra Rick Santorum’un 34 oy farkla kazandığını açıklamıştı.

Uzun süre Demokratlar'ın "favori" adayı olarak kampanyasını yürüten Sanders'ın yarıştan çekilmesiyle, eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Demokrat cephede tek aday adayı oldu.

78 yaşındaki Joseph Robinette Biden, Jr. Amerika Birleşik Devletleri'nin önceki dönem başkan yardımcısıdır. Demokrat Partili Başkan Obama ile birlikte 20 Ocak 2009 tarihinde bu göreve başlamadan önce 3 Ocak 1973 tarihinden beri Delaware eyaletini ABD Senatosu'nda temsil etmekteydi.

Demokratlar, 17 Ağustos haftası, Wisconsin eyaletine bağlı Milwaukee kentinde resmi olarak başkan adaylarını açıklayacaktı. Cumhuriyetçi Parti'nin 74 yaşındaki mevcut Başkan Donald John Trump'ı resmi olarak aday göstereceği kongre ise 24-27 Ağustos'ta Kuzey Carolina'nın Charlotte kentinde yapılacaktı.

8 Kasım 2016 tarihinde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald John Trump, Demokrat Parti'nin başkan adayı Hillary Rodham Clinton karşısında 50 eyaletin 30'unu kazanarak delege çoğunluğu ile 304-227 oy alarak seçimlerde ABD'nin 45. başkanı olmuştu. Oysa ki; genel oyların toplamında ise ABD’nin eski Dışişleri Bakanı olan rakip aday Hillary Rodham Clinton, yaklaşık üç milyon daha fazla oy alarak toplamda 20 eyalet ve başkent Washington DC'de seçimleri kazanmıştı.

ABD'nde en son 2000'deki başkanlık seçimlerinde, ülke genelinde daha fazla oy alan bir aday ABD başkanı olamamıştı. Bu seçimlerde mevcut sistemden faydalanan Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı George Walker Bush, Demokrat Parti'nin başkan adayı olan rakibi Albert Arnold Gore Jr.'ı (Al Gore) geçerek seçimlerde başkan delege çoğunluğu ile seçilerek genel oylarda daha az oy almasına rağmen ABD başkanı olmuştu.

2012'deki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı olan Willard Mitt Romney'in ABD genelinde Demokrat Parti'nin başkan adayı Barack Obama'dan daha fazla oy almasına rağmen, mevcut seçim sistemi nedeniyle ABD başkan olamamıştı.

Geçmiş yıllara oranla sandık başına gitme yahut seçime katılma sayısında bir artış olması halinde elbette ABD demokrasisi adına iyi bir gelişme olurdu ama diğer ülkelere oranla ABD'nde seçimlere katılım oranı hâlâ çok düşük seviyelerde olup sizin dediğiniz şekilde seçime dört gün kala bu bahsettiğiniz oran ve rakamlar ile ilgili bunda pay belki haftaiçi salı günleri seçim geleneği olabilir. Ayrıca diğer neden Amerikan vatandaşlarının doğrudan seçmen olarak kabul edilmeyerek yerine bir kayıt sistemi sonucunda oy kullanma hakkına sahip olmalarıdır. Her eyalette farklı uygulamaları bulunan kayıt sistemi nedeniyle birçok Amerikan vatandaşı seçmen kartlarını alamadığı için sandığa gidemiyor. Ayrıca mektupla yahut hacklenme ihtimalide olan elektronik oylama ile dokunmatik ekran veya tuşlu makinede oy kullanma gibi diğer seçenekler göz önünde bulundurulduğu zaman bu yaklaşımların da oldukça düşük bir etkisi oluyor. Başkanlık seçimleri ara dönemde Kongre seçimlerine olan ilgiden fazladır. 250 milyona yakın bir oy kullanabilecek potansiyele sahip bir ülkede 100 milyonun altında seçmenin oy kullanımı söz konusudur. 1980'lerden 2010'a kadar başkanlık seçimlerinde oy kullanma oranı yüzde 50-56 arası düşük iken Kongre yani ara seçimlerde ise bu oran yüzde 36-39 gibi yine düşük seviyelerdedir.

Geçtiğimiz Eylül ayında Beyaz Saray'da düzenlenen bir basın toplantısı sonrası bir gazetecinin bu yıl düzenlenecek başkanlık seçiminde Demokratlar'ın başkan adayı Joe Biden'ın kazanması ve kendisinin ise seçimi kaybetmesi durumunda görevi barışçıl şekilde devredip devretmeyeceği şeklindeki sorusuna, "Ne olacağını görmemiz lazım" yanıtını vermiş ve "Oy pusulaları hakkında çok fazla şikayetim var, oy pusulaları bir felaket" ifadesini kullanması ABD'de gündem olmuştu.

Başkan Donald Trump’ın seçimleri kaybetmesi durumunda iktidarı barışçı şekilde devretme taahhüdü vermeyi reddetmesine ise, ABD'nin yasama organı Kongre'nin alt kanadı Temsilciler Meclisi'nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi'den tepki gelmiş ve Pelosi "Neden bir an için ettiğiniz başkanlık yeminine ve Anayasaya bağlı kalmıyorsunuz" ifadelerini kullanmıştı. Pelosi, "Trump kaybederse barışçıl bir devir teslimini taahhüt etmeyi reddediyor. Sürpriz değil. Çünkü bilimi ve yönetimi küçümsüyor. Ancak Amerikan halkına güveniyorum ve Başkan Trump bundan kaçamayacak." dedi.

Trump ardından katıldığı başka bir programda ise Biden'ın kazanması ve sürecin Anayasa Mahkemesi'ne taşınması halinde mahkemenin vereceği karara uyacağı yanıtını verdi. Ancak Trump, "O noktaya gelene kadar gidecek uzun bir yolumuz olduğunu düşünüyorum. Postayla gönderilen pusulalar bir korku filmi gibi" dedi.

Pelosi, Trump'ın böyle bir meseleyi gündeme getirmesinin bile üzüntü verici olduğunu belirterek "Amerikalılar seçimlerde mutlaka oy kullanmalı" dedi. Mevcut Başkan Donald Trump, "Kazanmak kolay, kaybetmek ise hiçbir zaman kolay değil" dedi.

Ülkede 3 Kasım 2020'de yapılacak seçimi kazanacak isim ise, 20 Ocak 2021'de Beyaz Saray'da başkanlık koltuğuna ilk defa oturacak veya mevcut başkan ile ikinci dönemine aynen devam edecek. Sonuçta kim başkan seçilir ve Beyaz Saray’da (The White House) oval ofiste başkanlık koltuğuna oturursa otursun mevcut sistemleri devam edecek olup, başkan Kongre'nin denetimi ve onayını da demoklesin kılıcı gibi her zaman tepesinde hissedecek alacağı tüm kararlarda ve yapacağı tüm faaliyetlerinde ve harcamalarında. Kongre gücü halen Demokratlarda olup, ABD ara seçimi yani Kongre seçimleri ise 2 yıl sonra.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler bölümünde 2011'de yüksek lisans eğitimimi alırken, yerinde eğitim programları kapsamında Amerikan Devlet Sistemi ve Amerikan Dış Politikası adlı son iki kredi master derslerimi Washington, D.C.’de alarak, hem yüksek lisansımı hem de BAU Hükümet ve Liderlik Okulu Siyaset Okulu Amerika sertifika programımı 2013 yılında tamamladım.

ABD'de ne kadar para, o kadar fazla reklam, kampanya, lobi, ve halkla ilişkiler (PR) ve oy. Scranton'daki büyükbaba evinden her çıktığında, "Joey, inancını koru" diye arkasından bağırılan Demokratların ABD başkan adayı ve önceki dönem ABD başkan yardımcısı (VP) Joe Biden "bu seçimi kimin kazandığını açıklamak benim ya da Donald Trump'ın görevi değil. Amerikan halkının kararı budur." diyerek bu kez de oylara sahip çıkarak tüm olağanüstü oyların sayılması gerektiği inancı ile her oyu tek tek saymak ve seçim koruma çabalarını finanse etmek için Jen O'Malley Dillon’ın kampanya müdürlüğünde bugün Biden Mücadele Fonu'nu (Biden Fight Fund) başlattı.

Bu işin sonu sanki karakolda bitecek gibi. Nihayetinde; kazanan her şeyi alır.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Kazanan, her, şeyi, alır,
Yorumlar
Haber Yazılımı