AKADEMİK ÖZGÜRLÜKTE YÜZDE 68 GERİLEME
Saadet Partisi tarafından hazırlanan “Üniversiteler Ne Kadar Özgür?” başlıklı Sosyal Gündem Analiz Raporu’nda, Türkiye’de akademik özgürlüğün son 10 yılda ciddi biçimde gerilediği savunuldu.

Saadet Partisi, üniversitelerde akademik özgürlük, araştırma ve öğretim hakkı ile üniversitelerin kurumsal özerkliğine ilişkin değerlendirmelerini içeren bir rapor hazırladı. “Üniversiteler Ne Kadar Özgür?” başlıklı raporda, Türkiye’de akademik özgürlük göstergelerinin son yıllarda önemli ölçüde gerilediği ileri sürüldü.
Raporda yer alan verilere göre Türkiye’nin Akademik Özgürlük Endeksi 2015 yılında 0,278 seviyesindeyken 2025’te 0,088’e geriledi. Saadet Partisi, bu değişimin 10 yıllık dönemde yaklaşık yüzde 68’lik bir düşüş anlamına geldiğini belirtti. Raporda söz konusu tablonun tek bir olayla açıklanamayacağı, uzun yıllara yayılan ve yükseköğretim sisteminin tamamını ilgilendiren yapısal bir mesele olduğu savunuldu.
ARAŞTIRMA VE ÖĞRETİM ÖZGÜRLÜĞÜ DE GERİLEDİ
Raporda akademik özgürlüğün yalnızca akademisyenlerin düşüncelerini açıklayabilmesi anlamına gelmediği vurgulandı. Araştırma ve öğretim özgürlüğü, akademik bilginin yayılması, üniversitelerin kurumsal özerkliği, kampüs bütünlüğü ile akademik ve kültürel ifade özgürlüğünün bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Araştırma ve öğretim özgürlüğü göstergesinin 2012’de 0,49 seviyesinde bulunduğu, 2025’te ise 0,14’e gerilediği kaydedildi. Rapora göre bu alandaki düşüş yaklaşık yüzde 71 oldu. Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü göstergesinin de 2012’deki 0,37 seviyesinden 2025’te 0,10’a gerilediği ve yaklaşık yüzde 73’lük kayıp yaşandığı belirtildi.
TÜRKİYE BÖLGESEL ORTALAMANIN ALTINDA
Saadet Partisi’nin raporunda Türkiye’nin yalnızca geçmiş yıllardaki kendi seviyesinin gerisinde kalmadığı, 2025 verilerine göre akademik özgürlüğün beş temel bileşeninin tamamında Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ortalamasının altında bulunduğu ileri sürüldü. Raporda akademik ve kültürel ifade özgürlüğünde Türkiye’nin puanının 0,10, MENA ortalamasının ise 0,34 olduğu belirtildi. Araştırma ve öğretim özgürlüğünde Türkiye’nin 0,14 puanla MENA ortalaması olan 0,36’nın gerisinde kaldığı ifade edildi. AB-27 ile karşılaştırmada ise Türkiye’nin araştırma ve öğretim özgürlüğü puanının AB ortalamasının yaklaşık beşte biri, akademik ve kültürel ifade özgürlüğünün ise yaklaşık yedide biri düzeyinde olduğu kaydedildi.
ÜNİVERSİTELER SİYASET DEĞİL BİLİM ALANI
Raporda üniversitelerin yönetim sistemi de akademik özgürlük açısından ele alındı. 2016 yılında rektör adaylarının üniversite içerisindeki oylamalarla belirlenmesi uygulamasına son verildiği, mevcut sistemde devlet üniversitelerinin rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından atandığı hatırlatıldı. Saadet Partisi, üniversitelerin siyasi çekişmelerin alanı olmaması gerektiğini savunarak kurumsal özerkliği, şeffaflığı ve hesap verebilirliği güçlendiren bir yönetim modeline ihtiyaç olduğunu belirtti. Raporda, üniversitelerin herhangi bir siyasi anlayışın “arka bahçesi” haline getirilmemesi gerektiği vurgulandı.
ÖZ SANSÜR UYARISI YAPILDI
Raporda akademik özgürlük açısından dikkat çekilen başlıklardan biri de “öz sansür” oldu. Akademisyenlerin araştırmak istedikleri konularda sorun yaşayabilecekleri endişesiyle araştırma yapmaktan, tartışmaya katılmaktan veya bilimsel sonuçlarını açıklamaktan kaçınmasının ciddi bir özgürlük problemi oluşturduğu belirtildi. Saadet Partisi, üniversitelerde soruların yasaklanmasından önce insanların soru sormaktan vazgeçmesinin önemli bir tehlike olduğunu savundu.
AKADEMİSYENLERE DİJİTAL İÇERİK DÜZENLEMESİ
Raporda devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin YouTube ve benzeri dijital platformlardan gelir elde etmesine yönelik tartışmalara da yer verildi. Akademisyenlerin dijital platformlarda bilimsel gelişmeleri anlattığı, yanlış bilgileri düzelttiği ve toplumsal meselelerin bilimsel veriler ışığında tartışılmasına katkı sunduğu belirtildi. Saadet Partisi, mevcut düzenlemelerin kapsamının yeterince açık olmamasının akademisyenlerde soruşturma ve ceza endişesi oluşturabileceğini savundu. Raporda, bilimsel ve eğitsel içeriklerin ticari faaliyetlerden ayrılması; gelir elde edilen durumlarda ise mutlak yasak yerine şeffaf bildirim, üniversite izni, gelir sınırı ve çıkar çatışması denetimi gibi düzenlemelerin uygulanması önerildi.
REKTÖR ATAMALARINDA YENİ MODEL ÖNERİSİ
Raporda Saadet Partisi’nin üniversitelere ilişkin çözüm önerileri de sıralandı. Buna göre üniversitelerin kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesi, rektör belirleme sürecinde akademik topluluğun katılımının artırılması ve liyakat, şeffaflık ile hesap verebilirliğin esas alınması istendi. Devletin yükseköğretimde düzenleme ve denetleme sorumluluğunun devam etmesi gerektiği belirtilen raporda, kamu denetiminin akademik kararların merkezi idarenin tercihlerine bağlanmasına dönüşmemesi gerektiği ifade edildi. Araştırma ve öğretim özgürlüğünün güvence altına alınması, üniversitelerde farklı fikirlerin özgürce tartışılabileceği bir ortam oluşturulması da öneriler arasında yer aldı.
GÜÇLÜ YARINLAR GÜÇLÜ ÜNİVERSİTELERLE MÜMKÜN
Saadet Partisi raporun sonuç bölümünde Türkiye’nin bilim, teknoloji ve kalkınmada güçlü bir ülke olmasının üniversitelerin özgür, nitelikli ve üretken hale getirilmesine bağlı olduğunu savundu. Raporda, akademisyenlerin soru sorabilmesi, araştırmacıların özgürce araştırma yapabilmesi, öğrencilerin farklı fikirlerle karşılaşabilmesi ve üniversitelerin akademik kararlarını bilimsel esaslara göre verebilmesi gerektiği belirtildi. Saadet Partisi, hedeflerinin “siyasetin gölgesinde kalan değil, bilimin ışığında yol alan; özgür, ahlâklı, liyakatli ve üretken üniversiteler” olduğunu açıkladı.




