27 Haziran 2026 - Cumartesi

POŞET İSTER MİSİNİZ? ÇEVRECİLİK Mİ BU YOKSA KASAYI DOLDURMA SANATI MI

.

Yazar - Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
Okuma Süresi: 4 dk.
Mehmet Talaslı  KURUMSAL GELİŞİM MİMARI

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI

-
Takip EtGoogle News
Markete gidiyorsun. Alışverişini yapıp kasaya yanaşıyorsun. Plastik poşet meselesi net. Yıllar önce 25 kuruşla başlayan hikâye bugün oldu 1 TL. Kasiyer soruyor, sen o 1 TL'yi veriyorsun. "Devlete bildir, GEKAP’la öde" hattında işleyen tıkır tıkır bir sistem var. Tamam, buna eyvallah! Kuralı var, yolu belli. Ama o da ne? Bir de kâğıt torba icat ettiler! Üzerinde markanın kocaman bir logosu... Havasından, cakasından geçilmiyor. Fiyat etiketine bir bakıyorsun; şak: 2 lira, 3 lira, 5 lira! Peki, bizden kesilen bu paralar nereye gidiyor? Çevreye mi? Yok. Ağaç mı dikiliyor? Yok. Direkt mağazanın kasasına park ediyor. Yani markanın o koca reklamını sokak sokak taşıyan biziz... Üstüne bir de bu reklam panosu olma şerefine (!) nâil olduğumuz için para ödeyen yine biziz! Hani çevre? Hani yeşili koruma? 1 TL'lik plastikte bilet kesen devlet; ama kâğıtta turnikeyi marka tutuyor. Buna çevrecilik denmez kardeşim, buna düpedüz “kasa cilası” denir. “Dünya ne yapıyor?” diyenlere iki saniyelik özet: ÖRNEK 1 (İngiltere): Adamlarda kural kitap gibi. Laf az, iş çok. Plastik torbaya asgari 10 pence. Kâğıt torba ise tamamen kapsam dışı! Üstelik plastik poşetten alınan parayı, "Şeffafça hayır kurumlarına bağışlayın, duyurun" diye müthiş bir mahalle baskısı var. ÖRNEK 2 (ABD): Tek tip ülke kuralı yok, eyalet eyalet değişiyor. Ama şablon belli: Plastik yasak veya ücretli. Kâğıda ise küçük bir bedel konuyor. Fakat şartı anında yapıştırıyorlar: “En az şu kadar geri dönüştürülmüş içerik kullanacaksın ve bu paranın bir kısmını yerel çevre projelerine vereceksin.” Yani kasadaki satırın bir ucu, sahiden çevreye bağlanıyor. Bizde ise top “çevre” diye taca atılıyor, gol kasaya giriyor! BURADAN YETKİLİLERE SESLENİYORUM: Ey Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı! Ey Ticaret Bakanlığı yetkilileri! Ve "Sıfır Atık" projesiyle çevre duyarlılığımıza büyük öncülük eden Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi! Allah aşkına şu işe bir el atın. Bir düzenleme, bir denetim getirin. BİR: Şeffaflık şart. Kasada kesilen fişteki o taşıma ücreti nereye gidiyor, açıkça yazılsın. Çevre payı mı, kampanya mı, direkt şirketin cebine mi? Bilelim. İKİ: Tutarlılık gelsin. 1 TL'lik plastik için bir kamu hattı varsa, kâğıt için de olmalı. Ya İngiltere gibi “kâğıttan para alamazsın, net muafiyet var” deyin... Ya da ABD'deki gibi o parayı mecburi bir çevre fonuna bağlayın. ÜÇ: Markalara minicik bir ayna. Kocaman logonuzu vatandaşa parayla taşıtmak çevrecilik değil, zekâ dolu bir reklam hilesidir. Reklamsa bütçenizden verin. Çevreyse şeffaf olun. Kural dediğin herkese aynı işlesin. SÖZÜN ÖZÜ Poşetin rengi veya cinsi değil, oyunun kuralı belirler sonucu. Kural net olsun. Kasaya yazılan her satırın, doğada bir karşılığı olsun. Çünkü bu vatandaş, artık hem reklam panosu olup hem de o panonun kirasını cebinden ödemekten fena halde sıkıldı. Benden söylemesi.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları