KENTSEL DÖNÜŞÜMDE %51’İN GİZLİ ZEHİRİ
.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-Bakın anlatayım...
Eskiden "üçte iki" çoğunluk aranıyordu.
Zordu, yavaştı, meşakkatliydi dediler.
Bir gece karar aldılar: "Yüzde 51 yeter!" dediler.
Demokrasi mi?
Hayır, mülkiyetin infazı bu.
Düşünün...
Kırk yıl çalışmışsın, didinmişsin.
Dişinden tırnağından artırmışsın, bir başını sokacak ev almışsın.
Tapusu sende, anısı sende, alın terin içinde.
Sonra yan komşu, karşı komşu ve üst kattaki anlaşıyor.
Yüzde 51’i buluyorlar.
Sen "hayır" diyorsun.
"Benim bu borcu ödeyecek gücüm yok" diyorsun.
"Müteahhit güvenilir değil" diyorsun.
"Hakkım yeniyor" diyorsun.
Kimse dinlemiyor.
O yüzde 51, senin yüzde 49’luk hayatını silip süpürüyor.
Peki, ne oluyor o "yüzde 49"a?
"Ya imzayı atarsın, ya da payını açık artırmayla satarız" diyorlar.
Yani?
"Ya bizim dediğimiz şartlarda borçlanacaksın, ya da mülksüz kalıp ceketini alıp gideceksin" diyorlar.
Müteahhitler bayram ediyor.
Çünkü artık binayı ikna etmek kolaylaştı.
Birkaç kişiyi yanına çekti mi, geriye kalanları "hukuk" sopasıyla hizaya getiriyor.
İşte asıl mağduriyet burada başlıyor.
Dönüşüm mü?
Evet, dönüşüyor...
Ev sahipleri, "kiracıya" dönüşüyor.
Mülk sahipleri, "borçluya" dönüşüyor.
Mahalle sakinleri, "mülteciye" dönüşüyor.
Çünkü yüzde 51 kararıyla başlayan o süreçte;
Sözleşmenin içeriği belirsiz.
Teminat mektubu var mı? Meçhul.
Müteahhit işi yarım bırakırsa ne olacak? Cevap yok.
Ama imza? Şart!
Risk sadece deprem değil efendiler...
Asıl risk; bir sabah uyandığınızda, azınlıkta kaldığınız için eviniz üzerindeki söz hakkınızı kaybetmiş olmanızdır.
Anayasa "mülkiyet hakkı kutsaldır" der.
Yüzde 51 yasası ise "rant kutsaldır, mülkiyet teferruattır" diyor.
Sonuç?
Apartman toplantıları artık komşuluk değil, "kim kimi tasfiye edecek" savaşına döndü.
Demokrasi sandığımız o rakam, aslında binlerce emeklinin, dar gelirlinin evinden edilme fermanı oldu.
Mesele bina yenilemekse, eyvallah.
Ama mesele birinin hakkını, diğerinin oyuyla gasp etmekse...
Bunun adı dönüşüm değil, mülkiyetin çökertilmesidir.