18 Haziran 2026 - Perşembe
ÇEVRE GÜNÜ BİTTİ, İKİYÜZLÜLÜK MESAİSİ BAŞLADI
.
Yazar - Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
Okuma Süresi: 3 dk.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-
Haziran geldi.
Memlekette tanıdık bir sahne yine kuruldu.
Bir gün çevreci olduk. Bir gün doğa dostu olduk. Bir gün yeşilin aşığı olduk.
Sonra?
Sonrası malum.
Ertesi sabah herkes fabrika ayarlarına döndü.
Bakın, açık konuşalım.
Bu memlekette çevrecilik bir vicdan meselesi değil.
Bu memlekette çevrecilik bir takvim etkinliği.
5 Haziran geldi mi siyasiler kürsüye çıkar. Belediye başkanları küreği kapar. CEO'lar fidanın başına geçer. Kurumsal logolar bir günlüğüne yeşile boyanır. Sosyal medya hesapları yapraklanır.
Kameralar hazırdır. Gülücükler tamamdır. Pozlar verilir. Flaşlar patlar.
Ve iş biter.
Peki ertesi gün ne olur?
Ertesi gün aynı ağaçların köküne kepçe iner. Ertesi gün aynı mahalleye matkap girer. Ertesi gün aynı sokağa beton dökülür. Ertesi gün aynı şehir biraz daha boğulur.
Dün fidan diken el, bugün ihaleyi imzalar.
Dün "yeşil bizim evimiz" diyen ağız, bugün rantın karşısında kilitlenir.
Dün "çocuklarımıza nefes alacak şehirler bırakalım" diyen vicdan, bugün şantiye gürültüsünü "büyümenin sesi" sayar.
Kusura bakmayın ama...
Bunun adı çevrecilik değil.
Bunun adı vicdan makyajı.
Bunun adı vitrin.
Bunun adı gösteri.
Bir de şu var.
Biz çevreyi hâlâ sadece fidandan ibaret sanıyoruz.
Oysa çevrecilik yalnızca ağaç dikmek değildir.
Çevrecilik; Mahalleni boğan inşaat terörüne "Yeter" diyebilmektir.
Çevrecilik; Her boş alanı rezidansa, AVM'ye, otoparka çevirmeye direnmektir.
Çevrecilik; Gürültü kirliliğini kader değil, kabalık saymaktır.
Çevrecilik; Şehrin silüetini paramparça eden ucube beton yığınlarına itiraz edebilmektir.
Çevrecilik; Betona tapmaktan vazgeçmektir.
Ama biz ne yapıyoruz?
Bir gün doğa nutku atıyoruz. 364 gün talana göz yumuyoruz.
Bir gün yeşil paylaşıyoruz. 364 gün griye razı oluyoruz.
Bir gün duyarlı kesiliyoruz. 364 gün sus pus oluyoruz.
İşin acı tarafı şu:
Biz doğayı sevmiyoruz.
Biz doğayı seviyormuş gibi görünmeyi seviyoruz.
Biz çevreyi korumuyoruz.
Biz çevreci görüntü üretiyoruz.
Asıl yatırımımız çevreye değil, çevreci imajına.
Diyeceksiniz ki...
"E hiç mi kutlamayalım? Hiç mi fidan dikmeyelim?"
Dikin kardeşim, dikin.
Fidanı da dikin. Mesajı da atın. Pozu da verin.
Ama ertesi gün şehrin göbeğindeki rant hırsına göz yumuyorsanız... Mahallenizdeki gürültüyü, tozu, çarpıklığı normalleştiriyorsanız... Üç ağacın kaldığı sokağa kepçe girerken başınızı çeviriyorsanız...
O zaman sizin çevreciliğiniz ucuz bir halkla ilişkiler çalışmasıdır.
Başka bir şey değildir.
Velhasıl...
Doğa artık bu bir günlük yalanlara inanmıyor.
Şehirler de inanmıyor.
Çünkü şehirlerimiz konuşuyor.
Bitmeyen matkap sesleriyle konuşuyor. Kesilen ağaçların boşluğuyla konuşuyor. Nefes alamayan sokaklarıyla konuşuyor. Çocuklarımızın oyun oynayacak yer bulamayan mahalleleriyle konuşuyor.
Bırakalım artık şu bir günlük çevrecilik şovlarını.
Çünkü mesele fidan değil.
Mesele samimiyet.
Ve bu memlekette samimiyet, kameralar kapandıktan sonra başlar.
Kimse kusura bakmasın.
Bir günlük çevrecilik, 364 günlük ihanetin örtüsüdür.
O örtüyü artık kaldıralım.
Çünkü altından çıkan manzara, hepimizin yüzünü kızartacak cinsten.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları