22 Temmuz 2026 - Çarşamba

TERCİHİ ATATÜRK DEĞİL İMAMOĞLU OLDU

.

Yazar - Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
Okuma Süresi: 4 dk.
Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

-
Takip EtGoogle News
CHP’de "mutlak butlan" kararıyla başlayan meşruiyet ve liderlik krizinde beklenen kırılma gerçekleşti. Özgür Özel ve ekibi, partiyi yargı kararıyla devralan eski yönetime karşı parti içi mücadeleyi sürdürmek yerine istifa edip yeni bir parti kuracaklarını ilan etti. Asırlık "Baba Evi"nin anahtarını teslim edip kapıyı çekip gitmek bir vizyon hamlesi mi, yoksa tarihi bir kaçış mı? Cumhuriyet Halk Partisi, kurulduğu 1923’ten bu yana nice askeri darbeler, kapatılma kararları, kurultay savaşları ve iç çalkantılar gördü. Ancak partinin 38. Kurultayı’na ilişkin verilen "mutlak butlan" kararı ve ardından yaşananlar, Türk siyasi tarihine geçecek nitelikte bir yol ayrımını beraberinde getirdi. Mahkeme kararıyla yönetimin yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine geçmesinin ardından gözler Özgür Özel ve arkadaşlarına çevrildi. Beklenen; “Atatürk’ün miras bıraktığı parti” vurgusuyla parti içi hukuk yollarını, kurultay zemininde mücadele vermesiydi. Ancak Özel ve arkadaşlarının tercih ettiği yol bambaşka oldu: İstifa edip meclis grubunun çoğunluğuyla yeni bir parti kurmak. Her fırsatta "CHP bizim baba evimizdir, tapusu Atatürk’e aittir" sözleriyle kürsüleri inleten Özel ve ekibinin, ilk hukuki ve siyasi fırtınada evi terk edip yeni bir bina inşa etmeye kalkışması siyasi tarihimize çelişki olarak geçecektir. Parti içi muhalefete ve yargı kararlarına karşı asırlık çınarın gölgesinde mücadele vermek yerine, tabela değiştirerek yola devam etmeyi seçmek, siyasi literatürde "mücadele" değil "kolayı seçip kaçmak" olarak yorumlanacak. Parti Meclisi’ni istifalarla düşürerek kurumu kilitlemek ve ardından gemiyi tamamen terk etmek, altı oklu bayrağa gönül vermiş milyonlarca seçmende derin bir kırılma yaratmaya adaydır. Sürecin arka planına bakıldığında, atılan bu adımın sadece idari bir karar olmadığı net bir şekilde görülüyor. Özgür Özel ve ekibinin bu radikal hamlesi, cezaevinde bulunan Ekrem İmamoğlu eksenli siyasi hattı koruma ve bu aktör etrafında şekillenen yeni güç merkezini konsolide etme gayretinden başka bir şey değil. Fakat burada sorulması gereken hayati soru şudur: Bir siyasi hareket, kişilere veya dönemsel ittifaklara endekslenerek 100 yıllık bir kurumsal hafızayı ve parti kimliğini bir çırpıda gözden çıkarabilir mi? "CHP'yi İmamoğlu siyasetine feda etmek" pahasına atılan bu adım, partinin öz evlatlarını "kendi evinde kiracı" konumuna düşürmüş olmadı mı? TBMM’de milletvekili sayısı bazında "ana muhalefet" sıfatını yeni kurulacak partiye taşımak teknik olarak bir başarı gibi sunulabilir. Ancak Türkiye’de seçmen sosyolojisi ve özellikle CHP seçmeni, kurumsal aidiyete ve ambleme yüksek bir sadakat besler. Tarih, CHP’den koparak kurulan onlarca partinin siyaset sahnesinden nasıl silindiğinin örnekleriyle doludur. Özgür Özel ve arkadaşları, mahkeme koridorlarında kaybettikleri meşruiyeti yeni bir parti tabelası altında ararken; arkalarında bıraktıkları CHP’yi tamamen rakiplerine teslim etmiş oldular. Mücadeleyi parti içinde son nefese kadar sürdürmek yerine tası tarağı toplayıp gitmek, taraftarları nezdinde bir "yeni başlangıç" değil, ne yazık ki tarihi bir "geri çekilme" olarak anılmaya mahkumdur.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları