26 Mayıs 2026 - Salı

‎BURADAN KAHRAMAN ÇIKMAZ!

.

Yazar - Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
Okuma Süresi: 6 dk.
Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

-
Takip EtGoogle News
Ana muhalefet partisi CHP’de son günlerde vizyona giren absürt tiyatroyu hepimiz ibretle, hayretle ve en çok da bu ülkenin demokrasisi adına esefle izliyoruz. Bir tarafta illegalite sınırlarında gezinerek zoraki bir "kahraman" yaratma mücadelesi, diğer tarafta ise o sahte kahramanlığa meşruiyet kazandırmak adına, partiyi yıllarca yönetmiş isimleri hoyratça "hain" ilan etme çabası... Karşımızda ne devlet ciddiyetiyle ne de siyasi ahlakla bağdaşan bir tablo var. ‎Sürecin kırılma noktası malum: Mahkemenin, usulsüzlükler ve şaibeler ayyuka çıkan 2023 kurultayını iptal etmesinin ardından siyasi panik dalgası tüm genel merkezi sardı. Koltuğu hukuki bir tokatla sarsılan Özgür Özel’in ilk refleksi, bir hukuk devletinde asla kabul edilemeyecek bir cüretle "Yargı kararını tanımıyorum!" çığırtkanlığı oldu. Peşinden, mahkeme tarafından emanetçi olarak Genel Başkanlık makamına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile perde arkasında "45 gün içinde kontrollü kurultay" pazarlıklarına girişti. ‎Ancak Kılıçdaroğlu’ndan "En uygun zamanda" yanıtını alıp, kapıların yüzüne kapandığını görünce siyasi nezaketi de meşruiyeti de tamamen bir kenara fırlattı. "Genel merkezi terk etmiyoruz" diyerek adeta devlete, hukuka ve kolluk kuvvetlerine kafa tutmaya çalıştı. Kamu düzenini korumakla mükellef olan emniyet güçlerinin yasal müdahalesiyle binadan çıkarılınca da bu kez ucuz bir mağduriyet edebiyatına sığındı. "Bizim 81 ilde genel merkezimiz var, cumhuriyetin kuruluşunda olduğu gibi genel merkezimiz Meclis olacak" naralarıyla, içine düştüğü acizliği tarihsel soslarla süsleyerek kendini başka bir siyasi kutsallığa konumlandırmaya yeltendi. ‎Özgür Özel’in bu hırçın, bu pervasız süreç boyunca meydanlara, sokaklara yaptığı "büyük direniş" çağrılarının halkta hiçbir karşılık bulmadığını, arkasında cılız bir azınlık dışında hiçbir kitle desteğinin kalmadığını tüm Türkiye çıplak gözle gördü. Yalnızlığın ve meşruiyet kaybının verdiği hırsla, genel merkez önünde apar topar açıklama yaparken bile, yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na diyet ödercesine göndermeler yapması gözlerden kaçmadı. ‎Oysa çok değil, daha düne kadar aynı mahallede Kemal Kılıçdaroğlu ne diyordu? "Herkes arınmalı, partiye öyle gelmeli." Cumhuriyet Halk Partisi’nin adının yolsuzlukla, şaibeyle, rüşvetle anılan isimlerle yan yana gelemeyeceğini; hakkında bu tür ağır ithamlar olanların önce hukuk önünde aklanması, ancak ondan sonra partide siyaset yapması gerektiğini defaatle vurgulamıştı. Bugün gelinen noktada ise, şaibeli isimlerin arkasına sığınarak koltuk koruma savaşı veren bir figür izliyoruz. ‎Sormak gerekiyor: Tutuklanan Özkan Yalım’ın itiraflarında ve ifadelerinde açıkça dile getirdiği "2023 kurultayında delegeler para karşılığı satın alındı" iddiasının üzerine neden kalın bir şal örtülmeye çalışılıyor? Eğer bu iddialar Özel’in deyimiyle basit birer "iftira" ise, delege yapısını arkadan dolanarak değiştirip "sonraki kurultaylara" atıfta bulunarak hedef saptırmanın alemi ne? 2023’ün karanlık delege pazarlıkları hakkında tek bir kelime dahi edemeyenler, ne hikmetse 13 yıllık genel başkanlığı dönemi boyunca AK Parti ile en sert siyasi mücadeleleri yürütmüş Kılıçdaroğlu’nu bir gecede "AK Parti’nin himayesine girmekle" suçlayabiliyor. Bu ne tutarsızlık, bu ne akıl tutulmasıdır? Madem Kılıçdaroğlu iddia ettiğiniz gibi iktidarla ortak çalışıyordu, o halde siz neden 13 yıl boyunca onun hemen sağ yamacında, en sadık yol arkadaşı olarak saf tuttunuz? O günkü aklınız neredeydi, bugünkü vicdanınız nerede? ‎Şimdi de kalkmış, Ankara sokaklarında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu açıkça çiğneyerek, devletin yasal kurallarına meydan okuyorsunuz. Kanunların emrettiği izinler alınmadığı için barikata çarptığınızda ise, bu aziz milletin huzurunu sağlayan şerefli Türk polisine "AK Parti’nin polisi" iftirasını atmaktan utanmıyorsunuz. ‎Açıkça söyleyelim: Buradaki asıl amaç, illegal zorlamalarla, polisle çatışma görüntüleriyle yapay bir mağduriyet iklimi oluşturmak ve bu çürümüş siyasi tablodan zoraki bir "kahraman" devşirmektir. Ancak unuttukları çok temel bir gerçek var: Buradan asla ve katla bir kahraman çıkmaz! Türk devleti, asırlık köklere sahip bir hukuk ve nizam devletidir; kendi siyasi ikballeri uğruna sokakları provoke etmeye çalışan, mahkeme kararlarını çiğneyen ve polisine dil uzatan ucuz siyasi figürlerin ihtiraslarına asla teslim edilemez. Hukukun kestiği parmak acımaz. Meşruiyetini sandıkta ve kurultay delege vicdanında değil, karanlık akçeli ilişkilerde ve sokak teranesinde arayanlar, devletin sarsılmaz duvarına çarpıp siyaset sahnesinden silinmeye mahkumdur. Bu millet, polisine fırka polisi muamelesi yapanları da, mahkeme kararını tanımayıp meşruiyete meydan okuyanları da çok iyi tartmaktadır. Günün sonunda kazanan ucuz kahramanlık peşinde koşan hırslar değil; devletin kanunu, milletin sağduyusu ve hukukun mutlak üstünlüğü olacaktır.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları