13 Ekim 2026 - Salı
DÜNYA BİR MUTFAK OLSAYDI, ATEŞİ ADANADA YANARDI
.
Yazar - Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
Okuma Süresi: 7 dk.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-
Kimi gider New York'ta karton kemirir, adına "hot dog" der, havalara girer.
Kimi Londra'da gazete kağıdına sarılı, tatsız tuzsuz balık patatesi yer, kendini lord sanır.
Bizim "tatlı su" entelleri Paris'te kruvasan kırıntısı peşinde koşarken...
Biz çok şükür aklımızı peynir ekmekle yemedik, hafta sonu Adana'ya,
10. ULUSLARARASI ADANA LEZZET FESTİVALİNE gittik kardeşim!
Bize yıllarca Adana'yı Teksas gibi anlattılar.
Güneşe ateş ediyorlar dediler.
E haklılar, sonbaharda gölgede 27 dereceyi, Maldivler gibi havayı görünce insanın güneşe sarılıp öpesi geliyor!
Biz tabikide Otelde falan kalmadık. Gittik, yeğenlerin evine çöktük.
Bize öyle bir program yapmışlarki öyle bir candan ev sahipliği yaptılar ki...
Sürekli yemek yemekten, çiğnemekten ve kahkaha atmaktan yüzümüzdeki kırışıklıklar gerildi. Yemin ediyorum botoks yaptırmış gibi Adana'dan 10 yaş genç döndük! Buradan o canım yeğenlerime binlerce teşekkür ediyorum.
Cumartesi Sabahı...
Daha gün ağarmadan, Sabancı Camii'nin o muazzam minarelerinden yükselen, ruhu yıkayan o huzur dolu ezan sesiyle açıyorsun gözlerini.
Hemen ardından Seyhan Gölü'nden güneş doğuyor... O muhteşem sabah silüeti vuruyor suya, manzara Bob Ross tablosu gibi.
Böyle bir manzarada Avrupalı olsa ne yapar? Gevrek gevrek müsli yer.
Biz ne yaptık? Gidip sabahın kör karanlığında dumanı tüten ciğer kebabına gömüldük! Adana'nın detoksu budur kardeşim; güne ciğerle başlanır. Yanında salatalar mezeler yumulduk
Cumartesi Gündüz...
Çektik altımıza efil efil şalvarları...
Daracık pantolonlara sıkışıp kan dolaşımını durduranlara inat, şalvarın o "püfür püfür" özgürlüğüne kavuştuk.
Öğlen oldu mu atıyorsun kendini sokaklara.
Esnafa selam veriyorsun; hepsi candan, hepsi yürekten, adam seni zorla dükkana sokup yedirecek neredeyse.
Yolda yürüyoruz ama ağzımız hiç boş durmuyor. Bir elimizde haşlanmış şeker pancarı kemiriyoruz, diğer elimizde efsane muzlu süt! sonra ve Bir bakıyorsun tavada kamyon lastiği gibi dönen, nar gibi kızarmış çıtır çıtır halka tatlısı var.
"Ay kilo alırım" falan yok, acımadık, onu da anında mideye indirdik. sonrada kaçak çay kahve ve alışveriş
Bir bakıyorsun tavada kamyon lastiği gibi dönen, nar gibi kızarmış çıtır çıtır halka tatlısı var.
Cumartesi Akşamı (Kebap İhtisası)...
Akşam oldu, ustaların şovu başladı.
Biz öyle tek bir yerde yiyip kalkacak adam mıyız? Kebabı mahalle mahalle gezip yedik!
Tarihi Kazancılar Çarşısı'nda turladık. Cik Cik Ali’sinden girdik, Duman Ali’sinden çıktık. Eyüp Usta’sı, Mehmet Usta’sı derken, hepsi etin ordinaryüsü olmuş!
En son yeğenlerle kol kola girip soluğu müdavimi olduğumuz eski Dostlar Kebapçında aldık.
O etler, o ızgaralar... Yanında tablacı salatası, ezme...
Güveçte fokur fokur kaynayan pastırmalı humus, kaşığa askeri nizam dizilen yüksük çorbası!
Dumanı tüten puf puf pideler... Kebabın yanına pilav koyan o vizyonsuz mekanlara acıyarak baktık tabii.
Üstüne boğazı hafif yakan o buz gibi şalgamı bir diktik, fabrika ayarlarımıza döndük!
Sonra indik Tarihi Büyük Saat'e. Bir baktık davul zurna, kıyamet kopuyor.
Avustralya'dan, taa Sidney'den gelmiş elin turisti, bizim esnafla omuz omuza vermiş, serçe parmakları kenetlemiş, şıkır şıkır halay çekiyor!
Gidip o muazzam kalabalıkla festival konserinde kurtları döktük.
Derken Seyhan Nehri'nin üzerinde bin tane drone havalandı.
Gökyüzünde havai fişekler patlıyor, dronelar çatal kaşık çiziyor, hızını alamayıp gecenin karanlığına, yıldızların arasına Müslüm Baba'nın silüetini nakşediyorlar! Gökyüzünde Müslüm Baba'yı Ferdi Babayı görünce saygıdan ceketimizi ilikledik!
Cumartesi Gecesi (Midenin Kara Deliği)...
Normal insan evladı bu saatte uyur değil mi? Adanalı uyumaz!
Festival ve eğlence çıkışı, gecenin karanlığında vuruyorsun kendini şırdancıya. O meşhur şırdan dolmasına gömülmeden eve dönmek kanunen yasak çünkü!
Sonra yeğenlerin evine geçiyoruz. Dedik ki "Yeter, uyuyalım."
Nerdeee! Evdeki gece mesaisi asıl o zaman başlıyor.
O meşhur ballı badem dondurmasını gece evde gömdük.
Arkasından buram buram tereyağı kokan, sonra dışarda içi ceviz fışkıran şerbetli taş kadayıf indi sahneye.
Bir yandan muşmula tıkıştırıyorlar ağzımıza, bir yandan o enfes ballı özel yoğurt dayatıyorlar. Oda olmadı gece şırdan dolması Mide artık "imdat" diyor, biz hala yiyoruz!
Üstüne tavşan kanı kaçak çaylar, krallara layık o ağır kahveler... Sabaha kadar kahkahadan evi inlettik.
Pazar Sabahı ve Büyük Felaket...
Pazar sabahı hazır hava Maldivler gibi, yediğimiz o 50 bin kaloriyi yakalım, inelim şu Seyhan'a, sabah gün ağarırken suda su bisikletiyle biraz keyifle pedal çevirelim. Dedik rezervasyonlar yapıldı
Gittik bindik su bisikletine çevirdik pedalları
Fakat bizdeki o ağırlıkla, o coşkuyla o dev gibi bedenlere alet mi dayanır?
Suyun tam ortasında küt diye su bisikletinin pervanesini kırdık iyi mi!
Gölün ortasında ördekler gibi dımdızlak kaldık!
Ulan boğulsak kimse inanmaz, yediğimizden göbekten batmayız zaten diye gülerken, Hızır gibi bir kayık yanaştı.
Bizi halatla bağladılar, bozulan Tofaş gibi çeke çeke kıyıya getirdiler. O mahcup anlarda bile kendi rezilliğimize öyle bir güldük ki, hafta sonunun en bombastik anısı oldu!
Adanalı kabadayıdır diyenlere inat, o koca yüreklerindeki zarafeti, o benzersiz samimiyeti bir kez daha gördük. yeğenlerim evde öyle mükellef bir kahvaltı hazırlamış ki, kurulan masa sanki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi!
Kaymağın hası ortada... Kızartmaların şahı dizilmiş.
Dumanı tüten, peyniri sünmüş sıcacık sıkmayı bir ısırıyorsun, beynine oksijen gidiyor.
Envai çeşit peynirler, değişik reçeller turunç reçeli... Acı biberin bile reçelini yapmış adamlar yahu! Tatlı tatlı yakıyor, sucuklar yağlar zeytinler envai
Çeşit kahvaltılıklar Van kahvaltısı hiç sayılır yanında tam bir acı tatlı karışık Adana paradoksu gibi.
Eğer dünya koca bir mutfak olsaydı...
Ateşi hiç şüphesiz Adana’da yanardı.
Seneye yine "He ya gardaş gel gidek" diyeceğiz. 11. ADANA FESTİVALİNE ALLAH İZİN VERİRSE EĞER.
Yine yeğenlerimizin evine çökecek, o şahane sofraları talan edecek, gülmekten kırılacak ve o ılık rüzgarlara koşacağız.
Çünkü Adana artık sadece bir lezzet durağı değil, tam bir "hafta sonu festival şehri" olmuş kardeşim!
Helal olsun bu lezzet şölenini yaratanlara.
Helal olsun sana Adana!
HELAL OLSUN HEPİNİZE…TEŞEKKÜRLER ADANA ve TEŞEKKÜRLER ADANALILAR
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları